Yazı sözlüğü
Cibeliyor: şımarıyor
Kelik: plastik yazlık ayakkabı
Gasgavlak: Makine ile traş edilmiş
Yumsuluk olmuş: elde edemeyen insanın ruh hali
Dinelmiş: ayakta durmuş
Cor etmek: konuşmak, sohbet etmek
Mırgımıımı: karınca gibi
Lavgaralık: boş konuşma
Gıcıktırmak: kızdırmak
Öllük: çocukların uyurken altına serilen toprak
Addüz: alt kat
Caadinden: köşesinden
Gusgunu: palanı, binek hayvanının sırtına vurulan semeri bağlayan el genişliğindeki bağ
Ağdırmış: yükü bir tarafa eğilmiş
Güneçede: güneşlenmede
Hanek ediyor: konuşuyor
Depingi: üzümün suyunu çıkarmak için betondan yapılan küçük alan
Gejgere: iki kişinin üzerine yük koyup elle taşıdığı düzenek
Bibi: hala
Evraaci: ateşin üzerinde pişen ekmeği çevirmeye yarayan metal ya da tahtadan yapılan alet
Hıtap: içine muhtelif yiyecekler konularak saç üzerinde pişirilen börek
Hıla: bez sofra
Kirmen aariyor: eliyle küçük bir düzenekle yünü ip haline getiriyor
Kömbe: böreğin kor ateş üzerinde pişen şekli
Ünleniyor: sesleniyor
İlaande: büyük çukur tepside
Asbab: esvap, çamaşır
Honçuk honçuk: dört elle sarılmadan ucundan tutarak iş yapmak
Horaaçer: iyice, hakkını vererek
Onarıberi: olması gerektiği gibi
Acık: biraz
Apırcın olmuş: telaşlanmış, panik olmuş
Ağabeynnesini: yorgan dikmede kullanılan büyük iğne
Süyüğün altındaki: evin ön çatı çıkıntısının altındaki
Dulda: bir tarafı kapalı sığınak
Gapısalığı olmayan: dış kapısı bulunmayan
Siyeç: bahçeyi koruyan dikenli çalılarla oluşturulmuş engel
Çitilik: evin önünde etrafı çevrili sebze fidanı yetiştirilen küçük alan
Çömçe: büyük kepçe
Şişealasıcalar: “şişip kalasıcalar” anlamında beddua
Kürtün: semer
Golan: semeri tutan el genişliğinde ipten yapılan uzun bağ
Berkitiyor: sıkıştırıyor, sağlamlaştırıyor
Dahresini: bitki kesmeye yarayan küçük alet
Tumanı düşük: kemeri düşük, donu görünen
Yalbırdak: üzeri perişan ayağı çıplak
Hiniğini çeke çeke: burnundan akan sümüğünü çekerek
Çövdürüyor: idrarını yapıyor
Hengil: pınardan su taşımaya yarayan bakır kap, bakraç
Duncukarak içiyor: nefeslenmeden içiyor
Gız gısmısı: kız olanlar
Suratı bir batman oluyor: suratı asılıyor
Damdıra: ritimli bir müzik aleti
Dâme: çocukların çevirerek oynadığı topaç
Bıldır: geçen sene
Bastık çukası: üzümden yapılan pestilin katlanmış şekli
Fıncıtarak: fırlatarak
Yanaz yanaz gülme: karşısındakini sinir edecek şekilde gülme
Galaklanma: kendi kendine övünme
Malamat edersem: rezil edersen, utandırırsam
Maa: yakınma nidası
Edem: abim
Gafıldak: istemeden, gafil olarak
Tama: değil mi anlamında tamamlama edatı
Lottik: taşlarla oynanan çocuk oyunu
Zibillik: ev hayvanlarının gübrelerinin biriktiği alan
Goggiç: yere kazık çakarak oynnana oyun
Patlak: incir
Saf mındık: ne söylesen inanan
Maymıkı: ne zaman oldu ise
Kercalıyor: karşısındaki ile dalga geçiyor, alaya alıyor
Abuat abuat: bilgiç bilgiç, avukat gibi
Peşkir: havlu
Sandara: mutfakta kap kacağın dizildiği tahtadan yapılmış raf
Annakladıktan: elini alnına götürerek uzakları gözetleme
Çimdireceem: banyo yaptıracağım, yıkayacağım
Başkaka: bilerek
Çıkla: tıpkı, aynen
Yaşın kesilmeye: yaşamaya devam et anlamında. Aslında “yaşın kesile” şeklinde beddua olarak kullanılması daha yaygın.
Biddik: birazcık
Beleykim: “olsun” anlamında tamamlama edadı
Zaar: zahir, elbette
Gijgirip gijgirip: geri çekilip çekilip tekrar harekete geçme
Saardiyo: saldırıyor
Diğdiriyor: fışkırıyor
Süllüm: merdiven
Sıypar gibi: kayar gibi
Vığıltı: uğultu, kendi aralarında konuşma
Çaalar: çocuklar
Sokurdanıyor: çıkışır gibi kendi kendine konuşuyor
Teşt: içinde insanın yıkanabileceği büyüklükteki leğen
Caatten: cihetten, taraftan
Humbus: beyaz leblebi
Seki: evin dış kapısı önündeki çıkıntı
Mahrama: havlu
Irbık: ibrik
Yeen: yoğun, fazla
Füroon: firavun, acımasız, merhametsiz
Ökeleniyor: öfkeleniyor, kızıyor
Kişifler: gizli gizli takip eder gibi, keşifler gibi
Avel avel: aval aval, boş boş
Deze: teyze
Allef: tahılların içindeki yabancı maddeler
Yırak: uzaklardan
Ellaham: herhalde
Vetsiz vetsiz: yersiz yersiz
Gubar: toz
Harık: su arkı
Yörebine: yokuşuna, yamacına
__________________
Dünya bir gündür... O da bugündür... Rabbim, dönüş yalnız Sana'dır...
Bugünü düşünürüm, dün geçti yarın var mı?
gençliğime de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı?
|