Hava yorgun ve ağır
Ben kapılar ardından sana bakmaya çalışıyorum
Varsa umudun ötesi, gidersin!
Kalbinde gül bitmese de düşersin yola...
Sularına gölgeler ilişir...
Hava… Hava yorgun ve ağır
Ey İstanbul… Ey umudun ötesindeki şehir.. sen.. sen şehrin akşam sefalarındaki güzellikte.. canıma düşmüş canandasın. Ve sen mesafelerin unutulduğu, aşkın şehrisin…
Balıkların akarsularla verdiği mücadele gibiydi benim sende yaşarkenki savaş(lar)ım… Bulamamıştım sevdayı aşkın çıkmaz sokaklarında. Seni yazmak için kalemimi her vurduğumda, bir gönül katletmiştim yarınlarımdan. Uykuyu haram kılmıştı kalemim gözlerime, yetmez olmuştu çilelerimiz, dostu selamlayan yüreklerimize…
……………………………….
Herkes ayrı kelimelerde anlatır seni.. güzelliğin bir kelimeye sığmaz çünkü.. Herkes “İstanbul” der sana ama asla aynı değildir hissedilen, farklıdır…
Sürgünlerdeyken gözyaşlarımız ve eyvahlar yükselirken yedi tepenin üzerinden, nefretle yıkandı sevdalı gönüllerimiz… Rüya gibi başladı herşey seninle.. Ve kısacık bir ömürle sona erdi ümitlerimiz.
Gam dolu bir yürek tutsa ya sımsıkı bizi, akıverse ya gözyaşlarımız, yapraklara damlayan yağmur misali - delice- .. Bir sen ağlarsın Ey İstanbul ümitsizce o zaman, Bir sen ağlarsın gecelerde gizlice… Birde ben yedi tepede her gece gözyaşlarımı bırakırım…
İstanbul acıtır çünkü tanımlanmaya bile tahammülü yoktur
Sıkıştırılmaz öyle senin benim kalıplarımıza
O İSTANBUL
Ve yalnızca İstanbul tanık yedi tepedeki göz yaşlarıma…
…………………………………………………………………………
.şehir
.yaz yangını
.onsekizi haziranın