![]() |
|
|
#1 | ||||||||||||||
|
Moderatör
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 1.782
Tecrübe Puanı: 10
![]() |
Kalk Kudüs’e gidelim sevgilim
![]() Bazı sehirleri ozlemek, tek gozlü bir odaya toplasıp, annenin yaptıgı sıcak tarhana corbasıyla ısınmayı ozlemek gibidir. O sehirlerin sokakları, annenin ellerine benzer. Agrıdan catlayacak gibi duran alnını oksar durur gecenin bir yarısında. Annelerin duası varsa, sehirlerin de duası vardır mırıldanıp durdugu. Bu basagrılarım beni oldürecek biliyor musun? Kalk Kudüs’e gidelim sevgilim.Kalbimizin agrısı, basımızın agrısı, ruhumuzun agrısı hafiflesin sehre yaklastıkca. Tarhana corbası icer gibi icimize cekelim, gokyüzünde yaratılıp yeryüzüne indirilen bu sehrin sokaklarını. Kudüs’ün bulutlarından tespih yapıp “subhanallah” cekelim. Peygamber sükunetine erelim sehrin sokaklarında. Tur’a cıkalım. Bagıralım bogazımızı yırtarcasına; “Rabbimiz biz de ask ehliyiz bize de yüzünü goster!” Tur Dagı paramparca olsun, kalbimiz paramparca olsun asktan. Kalk Kudüs’e gidelim sevgilim. Meryem sırtını o agacın govdesine yaslayıp, bir intifada dogursun. Alnında biriken terleri silelim. Ellerinden sıkıca tutalım. Rabbimiz kuruyan agacın dallarına meyveler versin. Yahya peygamberin yanında büyüsün çocuklar. Elleri tas tutacak yasa gelsin. Kalpleri ask tutacak yasa. Sokaklarına atalım kendimizi. Adımızı soyleyelim kontrol noktalarında. Horlanalım, ezilelim, bekleyelim saatlerce. Vazgecmeyelim inatla. Kalk Kudüs’e gidelim sevgilim. Cop bidonlarının arasında dolasalım. Bak su kücük cocuk var ya vuracaklar onu! Hani babasının arkasında duran. Basını babasının sırtına dayayan çocuk. İste o! Vuracaklar birazdan onu. Cop bidonlarının arasında dolaşalım. Endise etme cocukların kalbine degen kursunlar sekmezler hicbir yere. Mescide gidelim. Yıkılacaksa üzerimize yıkılsın boşver. Sen elimi sıkı tut korkma. Mescide gidelim. Bir bayram namazı kılalım şehirle birlikte. Zekeriya’nın yanında saf tutalım. Ve Musa’nın ve İsa’nın ve Yakup’un. Bekle birazdan Omer de gelir buralara. su beyaz sakallı adamı gorüyor musun? İste onun tekerlekli sandalyesini itelim birlikte. Nereye gitmek isterse oraya. Hayfa’dan aldıgımız portakalları ikram edelim, o cok sever. Birlikte Zeytindagı’na cıkalım sehre bakalım doya doya. Kalk Kudüs’e gidelim sevgilim. Kalbimizin agrısı, basımızın agrısı, ruhumuzun agrısı hafiflesin sehre yaklastıkca... (alinti)
__________________
™//Marumeysa...® created by Maruvera
|
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#2 | ||||||||||||||
|
Uzman Üye
|
teşekkürler çok güzel
![]()
__________________
Kudurmuş İtler Önüme Sürülü Birini sersen Delirir Öbürü Gerzek Üretemezken Övünür..
|
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#3 | ||||||||||||||
|
Moderatör
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 1.782
Tecrübe Puanı: 10
![]() |
Gözlerin bir diken
yürege saplanmis, çildirasiya sevilen, iskencesine dayanilamayan. Gözlerin bir diken, rüzgârdan korudugum, ötesinde acilarin, gecelerin, derinlere sapladigim. Kandiller yanar isiginla, geceler dönüsür sabaha. Bense unuturum birden, - göz rastlar rastlamaz göze-, yasadigimiz bir vakitler kapinin ardinda yanyana. * Sakirdin sanki konusurken. Isterdim konusmak ben de. Dudaklarda hayir mi kalmisti ki, O bahar gibi dudaklarda! Sözlerin güvercin gibi yuvamdan uçtu gitti. Kapimiz, sonbahar kadar sari basamaklari ardindan firladi gitti caninin çektigi yere. Aynalar oldu paramparça, yigildi içimize aci üstüne aci. Topladik sesin küllerini getirdik bir araya. Böylece söyler olduk acili türküsünü yurdumuzun. Hep birlikte sazin bagrina ektik bu türküyü, evlerin damlarina tas firlatir gibi firlattik attik bu türküyü, alin, dedik, sancidan kivranan kalplere. Oysa her seyi unuttum ben simdi. Ya sen, ya sen, sevgili, sesini kimselerin bilmedigi! Belki de gidisindir senin ya da susmandir sazi paslandiran. * Dün seni limanda gördüm, yapayalniz, yolluksuz yolcu. Bir yetim gibi sana dogru kosuyordum, ariyordum sanki yasli anami. Nasil, nasil, yemyesil bir portakal agaci kapanir bir hücreye ya da bir limana, nasil saklanir gurbet elde ve yemyesil kalir? Yaziyorum not defterime: Limanda durakaldim… En dondurucu kis kadar soguk gözler gibiydi dünya, doluydu portakal kabuklariyla ellerimiz. Ve hep çöl, ve hep çöl, ve hep çöldü ardim. * Seni yalçin daglarda gördüm, kuzularinla, kovalanan çoban kizi. Sen benim bahçemdin,yikintilar ortasinda. Bendim o yabanci, bendim kapini vuran. Ey gönül! Ey gönül! Kapi kalbimin üzerinde yükseliyordu, pencere, taslar ve çimento Kalbimin üzerinde. * Seni su testilerinde gördüm, bugday basaklarinda, yikik dökük, parça parça, unufak. Hizmet ederken gördüm gece kulüplerinde, sancilarin simseklerinde gördüm ve yaralarda. Bagrimdan koparilmis ciger parçasi sensin. Dudaklarima ses olacak yel sen. Ates ve akarsu sensin. Gördüm seni bir magaranin agzinda yetimlerinin çamasirlarini iplere asarken. Gördüm sokaklarda seni ve ates ocaklarinda, kaynayan kaninda günesin. Ve ahirlarda… Ve bütün tuzlarinda denizin. Ve kumlarda… Toprak gibi güzel, yasemin gibi, ve çocuklar gibi. * Ve ant içerim ki, bir mendil isleyecegim yarina kadar, gözlerine sundugum siirlerle süslü ve bir tümceyle, baldan ve öpücüklerden tatli: “Bir Filistin vardi, bir Filistin gene var!” * Gözleriyle Filistin, kollardaki, gögüslerdeki dövmelerle Filistin, adiyla saniyla Filistin. Düslerin Filistin’i ve acilarin, ayaklarin, bedenlerin ve mendillerin Filistin’i, sözcüklerin ve sessizligin Filistin’i ve çigliklarin. Ölümün ve dogumun Filistin’i, tasidim seni eski defterlerimde siirlerimin atesi gibi. Kumanya gibi tasidim seni gezilerimde. Koyaklarda çagirdim seni bagira bagira, inlettim senin adina koyaklari: Sakinin hey kayalari döve döve sarkimi koparan simsekten! Benim gençligin yüregi! Benim beyaz kanatli atli! Benim yikan putlari! Kartallari tepeleyen siirleri benim eken tüm sinirlarina Suriye’nin! Zalim düsmana bagirdim, ey Filistin, senin adina: “Ölürsem, ey böcekler, vücudumu didik didik edin!” Karinca yumurtasindan kartal çikmaz hiçbir vakit, yalniz yilan çikar zehirli yilanlardan! Ben barbarlarin atlarini iyi bilirim. Bir ben dururum onlarin karsisinda, bir ben, gençligin yüregiyim her daim, yüregiyim beyaz kanatli atlilarin. Mahmut Derviş
__________________
™//Marumeysa...® created by Maruvera
|
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#4 | ||||||||||||||
|
SüperModeratör
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 3.175
Tecrübe Puanı: 13
![]() |
Ey Kudüs
Ey Kudüs sonu savaş olan barışım Sonu barış olan savaşım Vaat edilmiş kurtuluşum Evet, bir muştusun sen âlemlere Barışın adaletin müjdesi Güzel ruhların beldesi Bütün dinlerin sinesi Selam sana ey Beytülmaktisim Ey peygamberlerin miracı Müminlerin ziyaretgâhı Medeniyetlerin son durağı Selam sana Mescidi aksam Ey hüzünlü mukaddes Fethin gözbebeği Kudüs Daha görecek güzel günlerin var Elbet yıkılacak o’siyondaki müseddes Yıkılacak bu zulümden duvarlar Olmayacak artık bütün dünya İsrail’e mahpus Silinecek yeryüzünden mülevves Bulacak insanlık rahat nefes alıntı... teşekkürler abla herm konu ve şirin için ![]()
__________________
Dünya bir gündür... O da bugündür... Rabbim, dönüş yalnız Sana'dır... Bugünü düşünürüm, dün geçti yarın var mı?
gençliğime de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı? |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
![]() |
| Seçenekler | |
|
|