![]() |
|
|
#171 | ||||||||||||||
|
Moderatör
|
Eğer ;
O'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O'nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain... sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O'ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa, ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa... dünyanın en güzel yeri O'nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse... hayat O'nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O'nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar... her şiirde anlatılan O'ysa... her filmin kahramanı O... her roman O'ndan söz ediyor, her çiçek O'nu açıyorsa... bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa... iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa... eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O'nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O'na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız... kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü... özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu... hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız... O'nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse... gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O'nun yüzü suyu hürmetine... uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa... dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa... Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla... ...o halde bu SONSUZ AŞK!.. "Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.
__________________
. Gak dedik sarı, guk dedik kırmızı... Dokunduk penaltı. Bizi öldürseler devam. Attıklarımız sayılmaz, yediklerimiz havada kapılır. El insaf, buna can mı dayanır...Yeter ULAN... ÇARŞI . |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#172 | ||||||||||||||
|
Moderatör
|
Günbatımında karşılaştığım açmaya çalışan en yalnız çiçektin sen ...Elimi uzatsam dokunacakmışım gibi yakın , arada miller varmışçasına uzaktın. Bedenin yanımdayken bile , gözlerin , gözbebeğim kadar uzaktaydı. Görebileceğin en uzak nokta gözbebeklerindir çünkü...
Dokunuşların , seni tüketiyordu ; sen her dokunuşunda ölüyordun , gerçeklere dönüştü dokunmak senin için , ve sen her dönüşünde tükeniyordun... Zevkten öteydi , acıydı sevişmeler sende...Sen acıyı her haliyle seviyordun. Dilindeki , bedenindeki , beynindeki tek tat sadece acıydı ve sen bundan zevk almayı seçiyordun. Gülüşünde hep bir korku , hep bir soru vardı. Gülümsemeye alışkın olmayan dudakların vardı. Sadece küçücük bir kıvrımdı gülümseme dediğin , içinde hüzün ve acı saklı... Ellerin yorgunluğunu taşıyordu hayatının , senin yaşın ellerinde gizliydi , sen orda gizliydin. Sessiz , ince , narin , yıpranmış... En çok kalbini görmek isterdim , tam yanındayken kapattığın , ve bir daha asla açmayacağın...Gözlerine baktığımda yokolup gitmekten , sırrına eremeden gizeminde adını unutup , varımı yitirmekten çekinirdim. Lakin ben bilirim ki , gözlerin , en tenhasında , kuytusunda gecenin , bilinmezin. Gözlerin , aysız gecede , şavkını göklere yol diye çizdiren bir avuç zümrüt , yosunların arasında... Aydınlık bir günde , birden yağan yağmur gibiydi aşkın. Uzay boşluğunda kaybolan sözcükler gibiydi...Nasıl yalnız doğuyorsak , ve nasıl yalnız ölüyorsak , aşkta , aşkımda yalnız yaşanmalıydı belki de...Karakaplı deftere yazılan yeni bir isimdin belki de..Ve her aşk aslında ardından kin ve nefret getirmektedir belki de... Aslında aşk öylesine kırılgandır ki , en ufak bakış ardından paramparça bir yürek getirir. Ve her parça geceye karışırken , hüzün denizden eser...Hüzünden kaçan aşktan da kaçmalıdır...Aşk , öldürücüdür...İçinin soğumasıdır zamanla...Sonsuz aşk yoktur belki de... Sonsuz kırılganlık vardır...Boşlukta aradığın elleri bulamadığında , aşk , nefreti getirir. Karşılıklı bile olsa tehlikelidir. Çünkü, uçta bir duygudur aşk ; ve diğer ucunda nefret vardır. İki ucun birleşmesi hiçten bile değildir...
__________________
. Gak dedik sarı, guk dedik kırmızı... Dokunduk penaltı. Bizi öldürseler devam. Attıklarımız sayılmaz, yediklerimiz havada kapılır. El insaf, buna can mı dayanır...Yeter ULAN... ÇARŞI . |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#173 | ||||||||||||||
|
Moderatör
|
Aklıma her gelişinde,gözlerim dalar gider
Hiç bilmediğim yerlere, Tarif edilmez bir duygu sarar bedenimi birden, Benim için yalnızca sen varsın sen... Müziğin gizemine kapılıp hayallere dalarım Her hüzünlü şarkıda için için ağlarım Yüreğime akan her damla yaşta, Yalnızca sen varsın sen... Mehtaplı gecede yıldızları izlerken Gözlerim nemlenir derinlere dalar O zaman,bir yıldız kayar yüreğimden Tuttuğum dileğimde sen varsın sen... Uyku nedir unuttum. Geceleri yalnız seni düşünüp Hayaller Kuruyorum Kirpiklerimden süzülen yaşlara aldırmadan Bak,gecenin rengi değişiyoryeniden, Hala hayallerimde SEN VARSIN SEN
__________________
. Gak dedik sarı, guk dedik kırmızı... Dokunduk penaltı. Bizi öldürseler devam. Attıklarımız sayılmaz, yediklerimiz havada kapılır. El insaf, buna can mı dayanır...Yeter ULAN... ÇARŞI . |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#174 | ||||||||||||||
|
Moderatör
|
Ayışığı olup sen üşüme diye üzerini örterim geceleri
Süzülürüm koynuna haberin olmaz Sevdamı bilmediğin gibi Çekip gittin bir akşam Güneş battı gidişinle yüreğimde Her saniye yeniden Tek bir laf etmedim Bakışlarımdaki kıyamet buluşmaya kıyamadı gözlerinle Bu sabah beni bulamayacaksın kollarında Uyandığında seni öpen ben olmayacağım dudağının kıyısından Sen uyurken seyre dalan ben olmayacağım güzelliğini Uçmayacak martılar adalara doğru Vurmayacak kıyılarıma hasret dalgaları Parçalanan dalgalarda gizli hasretim değil Yüreğin olacak Dudaklarının nemi donacak gözyaşlarının ateşinde Başka bir bedenin sıcaklığı üşütecek seni Ve ben sürüklenirken çaresizliklerin doruklarına Dibine kadar battığım sensizlik girdabında Dolanırken soluksuzluk boğazıma Sarmalanırken yalnızlık kırbaçlarıyla Haykıramayacağım Susacağım İçime süzülecek gözyaşlarım Kimse bilmeyecek Ve ayışığı olup sen üşüme diye üzerini örteceğim geceleri Süzüleceğim koynuna haberin olmayacak Sevdamı bilmediğin gibi
__________________
. Gak dedik sarı, guk dedik kırmızı... Dokunduk penaltı. Bizi öldürseler devam. Attıklarımız sayılmaz, yediklerimiz havada kapılır. El insaf, buna can mı dayanır...Yeter ULAN... ÇARŞI . |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#175 | ||||||||||||||
|
Moderatör
|
''BEN ÇOK MUTLUYUM''
Sen olmadın, hiç bir zaman! Ben Seni severken, Sen yoktun bitanem… Yüreğime kazımıştım adını! .. Adın var’ gölgen var’ Sen yoksun bitanem… Sen olmazsan’da aşk olur! , Ben Seni Sensiz Sevdim Sen gelmezsen’de, sevdamız yaşar bitanem… Benim yüreğimde dağlar gibi, Korun var, yanıyor’ yakıyor’ yıkıyor’ be bitanem… Sen olmadın, hiç bir zaman, Olmayacaksın’da, Biliyorum ve çok derinden gülüyorum, Be benim gonca güllü Sevgilim… Sen olmasan da, Hayalin var be gülüm. Sen olmasan da, Rüyalar var be bitanem… Ben seni, her gün böyle, doyasıya yaşıyorum. Sen istersen gelme, ben çok mutluyum. Hayallerimle! Rüyalarımla! Sevdamla başbaşa, yaşıyorum be bitanem…. Sen gelme kal kaldığın yerde. Umutların! … Yarınların yıkılmasın! ..)) Düşlerin gerçek olsun, Ben böyle mutluyum, Sende öyle mutlu ol, Sakın gelme gelme bitanem…. Ben Seni Sensiz Sevdim..ELVEDA…
__________________
. Gak dedik sarı, guk dedik kırmızı... Dokunduk penaltı. Bizi öldürseler devam. Attıklarımız sayılmaz, yediklerimiz havada kapılır. El insaf, buna can mı dayanır...Yeter ULAN... ÇARŞI . |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#176 | ||||||||||||||
|
Moderatör
|
Gecenin karanlığında yolunu bulmaya çalışan pervaneydim ben. Sense bana ışık tutan sokak lambası. Sana uçardım, aydınlığına, ışığına. Başımı döndürürdün de yine sana gelirdim her gece. Yolum da sen olurdun umudum da... Gündüzleri zamanın akmasını dilerdim, gecelerinse durmasını...Günün ilk ışıltısına kadar sana biraz daha yakın olmak için dönenirdim. Işığın yakardı kimi kez, biraz uzaklaşır yeniden sokulurdum. Nerden bilebilirdim yokluğunun, varlığından daha çok yakacağını...
Şimdi sen yoksun, ne yapar nereye konarım bilemiyorum... Hep orda o sokakta umduğum sen, şimdi yoksun! Her yer karanlık, her şey siyah... Söyler misin sevgili; ölüm de mi siyah, ölüm de mi karanlık? Gözlerine bakmak, ışığında kaybolmak ölüm müydü? Ölümümmüş bilemedim...Ne çıkar yokluğun karanlık, yokluğun siyahken, ölüm karanlık olmuş ne çıkar? Ve ben yokluğunda sevgili, karanlıktan korkmamaya başladım.Sen şimdi başka pervanelerin ışığıyken ben karanlığa doğru yol alıyorum...
__________________
. Gak dedik sarı, guk dedik kırmızı... Dokunduk penaltı. Bizi öldürseler devam. Attıklarımız sayılmaz, yediklerimiz havada kapılır. El insaf, buna can mı dayanır...Yeter ULAN... ÇARŞI . |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#177 | ||||||||||||||
|
Moderatör
|
Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş. Biliyor musun, iki gözüm; bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz? Bahar mı, kış mı, sonbahar mı, yaz mı; inan farkında değilim. Sıla ne yana düşer, gurbet ne yanda? Nerdeyim, nasılım? Bilmiyorum. Derdim, kederim ne ? Biliyor musun yanıtını?... Neşemi, sevimcimi, yaşama gücümü yitirdim. O coşkulu, mutlu, umutlu günlerimi ne de çok özlüyorum. Öylesine bir özlem ki bu; ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Sevdiklerim, özlediklerim ve bana dost olanların her biri başka bir yerde; hiç birine kavuşamıyorum. Dalları fırtınada kopmuş bir ağaç gibiyiz iki gözüm. Her dalımız bir sınır boyunda, her yaprağımız bir ülkeye savrulmuş. Bir yanımız vizeli, bir yanımız kaçak. Çocukluğumu, ilk gençliğimi, geçmişimi, memleketimi velhasıl eskiye ait herşeyimi nasıl özlüyorum biliyor musun? Özümü özlüyorum, özümü.....Kendim olabilmeyi, sözümde durmak için verdiğim çabayı, kendime dürüst olmak için kendimle olan mücadelemi, özümle barışık yaşamayı özlüyorum. En iyi sen bilirsin, bir huyumu terk etmek için sarf ettiğim gayreti. Doğaya, insanlara, hayvanlara, çocuklara olan sevgimi, tutkumu ve yüreğimdeki ateşi, dimağımdaki tadı da en iyi sen bilirsin. Zaman geçiyor, hayat geçiyor, ömrümde akşam çanları çalmaya başladı bile. İnsanın mutlulukları, heyecanları, hayatı, yaşadıkları geride kalıyor iki gözüm. Bizim gibileri yıllar geçtikçe daha bir duygusallaşıyor. Toplumların gittikçe bencilleştiği, duyarsızlaştığı dünyamızda olup bitenler beni hüzünlendiriyor. Acaba bu durumun bilincinde ve farkında olan çevremizde kaç insan var ? Binbir düşünce üşüşüyor beynime. Anılarla, özlemlerle boğuşmak beni yıpratıyor. İç acısıyla dolu, yaralı, bin yerinden vurgun yemiş bir gönülle acılara karşı umarsız olmaya çalışıyorum ama olmuyor. Belki bir gün son bulacak ufuklarda solar hüznümüz. Hala bir şeyler bekleyerek bulutsu bir sise gömülüyor her şey. Şimdi ise, gülmek-ağlamak arası monoton bir hayatın girdabında kaldım. Üzerime ölü toprağı serpilmiş gibi. Silkinip çıkamıyorum. Gün ışığına, suya hasret bitkiler gibi tatsız ve tuzsuzum. İşte şimdi böyle bir insan oldum iki gözüm. Gayesiz ve huysuz . Evden sokağa her çıkışımda, penceremden dışarı her bakışımda, karabasan gibi çöken sis ve karanlık dokunuyor bana. Oysa ışık umut, umutsa hayat demektir. Ben mi o ışığı yitirdim, yoksa o ışık mı beni; bilmiyorum. Nedense hep geçmişe bir özlem duygusu büyüyor içimde... İşte böyle iki gözüm. Hangi gündeyiz? Bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz ? Bilmiyorum. Bilsem de, benim için artık hiç bir önemi yok.......... Uzun yıllar önce sevdamı yüreğime yükleyip geldiğim bu yabancı ülkede, koynunda volkanları taşıyan bir dağ gibi sustum. Suskunluğumu delicesine haykırmak isterken, içime ağuları akıttım ve öylece sustum. Kara bir diken gibi yuttum ve içime yığılıp öğlece kalakaldım. İçimdeki yangını, yüreğimdeki yarayı, gözlerimdeki damlayı sorma. Hasretlere dayayıp başımı, hüzünle geçip giden günlere, gecelere döndüm sırtımı iki gözüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Gönlümün duvarına kocaman bir sevda resmi çizdim, bir de ateş yaktım ocağıma dağ gibi.Ki, okyanuslar söndüremez. İnsanlar, var olalı beri kabullenmiş sevdayı. Herkes kendi sevdasının Mecnunu; kendi hasretinin delisi olmuş. Kendi hikayesini, kendi sevdasını en büyük sanmış ve saymış; büyütmüş yüreğinde dağ dağ. Sabır sabır beyninin gergefine işlemiş. Benim sevdam da benim için dünyanın en büyük, en kutsal sevdası.... Ben ki, sevdanın çöllerinde ayrılıkların en büyük hasretini çektim Leyla ‘mın. Ferhat oldum dağları deldim. Kerem oldum yaktım kendimi. Pir Sultan oldum asıldım, Nesimi oldum yüzüldüm. Kavuşmak için gönlümü yollara düşürdüm. Horlandım, ezildim, hakaretlere, işkencelere maruz kaldım. Yüreğimdeki yangını, gözlerimdeki hicranı sorma iki gözüm. Acılarımı kimsesizliğime yükleyip, uzayıp giden yollara düştüm. Yorgun, yetim ve yaralı. Aşık oldum, yaktım kendimi. İçimde bin yangınla çıktım yola. Sevgilime şiirler yazmak, şarkılar bestelemek, türküler yakmak en büyük ibadetimdi. Kavuşmak ise en inanılmaz hayalim. Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş. Aşk olmasa iki gözüm, içimde biriktirdiğim bu yangın olmasa, dolmasa iliklerime aşkın hasreti, bu yangın yüreğimi sarmasa, avuçlarımı yakmasa bu ateş, akar mı damarlarımdaki kan! Bir gün kavuşmak hayali olmasa, nasıl dayanılır bu yaşama, bu kimsesizliğe, bu gurbete, bu hasrete iki gözüm, nasıl? sorma ben kimim, adım ne, nereden geldim kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde kimi sevdim, kime özlemim kaç yıl sevda doldu iliklerime kaç yıl eksildim. tut ki, bir pınarım suyu kesik akamadım nazlı nehirlere tut ki susturulmuş binlerce türkü bastırılmış binlerce acıyım baştanbaşa aşk ve ateş tut ki, incinmiş bir gülüşüm gecikmiş bir düş bir ateşi | ||||||||||||||