![]() |
|
|
#11 | ||||||||||||||
|
Administrator
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 1.175
Tecrübe Puanı: 11
![]() |
![]() Ya yarın yazmam gerek şimdiden stres yaptım ![]() Ne yazsam acaba :?:?:? ...
__________________
Ölüm, ölüm nedir ki gülüm... Ben senin için yaşamayı göze almışım... SysAdmin Forum Sahibi | Sistem Yöneticisi |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#12 | |||||||||||||||
|
Şimal Yıldızı
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2.196
Tecrübe Puanı: 12
![]() |
Alıntı:
![]()
__________________
VARLA YOK ARASI KALBİNİN YARISI ATSA DEPREM SEBEBİ...
|
|||||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||||
|
|
#13 | ||||||||||||||
|
Administrator
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 1.175
Tecrübe Puanı: 11
![]() |
Yazıya başladım ama bitmedi; bitmediği için yazdığım kadarını doğalgüzelliğe gönderdim, forum ile bitince paylaşacağım...
Anlayışınız için teşekkürler ![]() ...
__________________
Ölüm, ölüm nedir ki gülüm... Ben senin için yaşamayı göze almışım... SysAdmin Forum Sahibi | Sistem Yöneticisi |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#14 | ||||||||||||||
|
SüperModeratör
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 3.110
Tecrübe Puanı: 12
![]() |
2.HAFTA Mesafeler... ![]() Sen bana bir şiir kadar uzak mısralar kadar yakınsın... Hiç yaşadınız mı mesafeleri bilmiyorum ,hiç allı turnalar gönderdiniz mi sevdiğiniz insanların diyarına... Bütün mutlulukların engelsiz bütün dostlukların mesafesiz yaşanması dileğiyle...Hiç kilometreleri tabelalarda yaşadınız mı ,saydınız mı yol çizgilerini hiç? Gurbetin efkarı bir sigaraya sığdı mı hiç avuçlarınızda.. yada hiç birini yapmadıysanız ,hiç özlerken ki anınızı düşündünüz mü... elleriniz terler ,hiç bir şey onun yerini tutmaz, aşılmaz dağları aşasınız gelir ,kırık kanatlı bir güvercin misali kaf dağının özlemini çekersiniz.Dikersiniz ufka onun özlem suretini ya varmak vardır yada varmamanın çilesi yanmak vardır yollarda... Ama asıl mesafe nerde başlar bilirmisiniz... yürekte ,gönlünün en sağanaklı bölgesinde mesafeleri açarsınız bir bir.. en yakınınıza bile bir yabancı muamelesi yapar en vahşi tabloyu sunarsınız gözlerine... sanki bir şeyler paylaşılmamış gibi yaşananların hepsi yalan hepsi basit bir talan misali... yakını uzak eden nasıl yürekse uzağıda yakın eden yine orasıdır... Mesafeleri koyan biziz en derin samimiyete gölge gibi düşüren hançer gibi dostlukları yaralayan bizim ifadesizliklerimiz ,yapmacıklarımız ve rollerimiz aslında... Korkarız hep acaba yalnış yapıyormuyuz diye acaba uzaklar yakın olunca herşeyin en güzel yerlerini karalar mı alır diye şüpheleniriz hep... Herhalde severken nefretin kelime manası bu anlarda yeşerir... ben hep uzakları sevdim onun için belki de, gerçekte sanalı yaşadım hep hayallerimde yaşadım belkide herşeyi daha yakın ve daha sıcak yaşamak için... Ürkütmesin yakınlar ve yakınlıklar eğer size değer vermeseydi zaten yakın olmazdı... Kurmayın mesafeleri yıkın bütün ön yargılarınızı eğer marifetse dostlukları uzun süre yaşamak ,bunun arifliğide elbette bütün mesafeleri ve engelleri gönülden kaldırmaktır... ![]()
__________________
Dünya bir gündür... O da bugündür... Rabbim, dönüş yalnız Sana'dır... Bugünü düşünürüm, dün geçti yarın var mı?
gençliğime de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı? Konu DoğalGüzellik tarafından (13.04.08 Saat 23:09 ) değiştirilmiştir.. |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#15 | ||||||||||||||
|
Moderatör
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 1.772
Tecrübe Puanı: 10
![]() |
cok güzel olmus bu bölüm, , , yeni gördüm
![]() paylasimlariniz icin sagolun, azade yazi cok hosmus tskrler... ![]()
__________________
™//Marumeysa...® created by Maruvera
|
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#16 | ||||||||||||||
|
Şimal Yıldızı
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2.196
Tecrübe Puanı: 12
![]() |
2. HAFTA En son neleri planladınız siz kendiniz için? Yoksa plansız mı yaşarsınız. Güne uyandığınız anda mı hazırsınızdır sürprizlere.. Veya uyumadan önce yarın yapacaklarınızı sırası belirmiş midir kafanızda?Uyandığınız anda o sıraya göre mi yaşarsınız? Yaşadığımz sürece küçük ya da büyük planlar yaparız .okulu bitirme, işe girme , evlilik, tatile gitmek ,ziyaretler vs vs oysa neyi planlasak aksilikler çıkar değil mi.hani çok kızdığımız, sinirlerimizin çok gerildiği o aksilikler... dayanamayıp küfürler ettiğimiz ... Hiç düşündünüz mü o aksilikler olmasaydı ve sizin planınız kusursuzca zamanında yaşansaydı hayatın size sunduğu o küçük sürprizlere ne olcaktı? Yolda giderken arabanızın önüne fırlayan biri yüzünden kazaya ramak kalması mesela...ne çok kızarız değil mi? Bu küçük olay yaşanmasaydı ne olurdu. Hiç koca bir hiç !! yolunuza devam ederdiniz gideceğiniz yere sakin giderdiniz belki . Belki de az ilerde ki kazaya sizde dahil olurdunuz.. işten çıkıp eve gelmeyi ve keyfile maç izlemeyi ya da film izlemeyi planladığınız da davetsiz gelen misafirlerle yapılan sohbettin tadını çıkarmak yerine aklımız maçta olarak konukları ağırlarız...içimizden kızarız sanki günler bitti başka gün gelselerdi ya.oysa onlar sizi sevdikleri için gelmişlerdir. Onlarla keyifli bir akşam için olayı akışına bırakmalısınızdır..akışına bırakırsanız o keyfi uzun zaman unutmazsınız.. arkadaşlarınızla buluşup eğlenmeyi sahilde bir gezintiye çıkmayı düşündüğünüz zamanlarda hayatın küçük sürprizleriyle kaşılaştığınızda kendinizi nasıl hissediyorunuz ?mesela yolda giderken daha önce dikkat etmediğiniz bir ayrıntı gözünüze çarptığında ,ogün hiç hesapta yokken çıkan bir iş olduğunda ne hissedersiniz içinizden neler geçer? Elinize erteleme fırsatı verilse neyi ertelerdiniz hayatınızda ? Nelerin keyfini çıkarmayı isterdiniz... Bir çoğunuz eminim planınızı bozup hesapsız yaşadığınız zamanların diyecektir. Neden? Evet neden ozamanlar daha keyif dolu bizler için? -Hayat, biz onu planlarken başımızdan gelip geçenlerdir-diyor john lennon Aynı bu yazıyı sabaha buraya koymayı planlarken yarım bırakıp gece boyu kitap okumam gibi.. Harika bir tadı vardı uykusuzluğun , gecenin , çayın ve okumanın... sizler hep uzun vadeli planlar yaparken tadını unutamayacağınız an'lar , anılar yaşamanız dileğiyle..... doğalgüzellik ![]()
__________________
VARLA YOK ARASI KALBİNİN YARISI ATSA DEPREM SEBEBİ...
Konu DoğalGüzellik tarafından (13.04.08 Saat 23:12 ) değiştirilmiştir.. |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#17 | ||||||||||||||
|
Şimal Yıldızı
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 2.196
Tecrübe Puanı: 12
![]() |
3.HAFTA Vicdan kendi kendimizi suçlayabilme, sorgulayabilme ve gerektiğinde kendimize savaş açıp, tanıklık edip, ceza verebilme üstünlüğüdür. Akıl ve vicdanımızın bize gösterdiği yol ile egomuzun ve dizginlenememiş duygularımızın istekleri arasında zaman zaman seçimler yapmak, çatışmalara göz yummak durumunda kalırız. Çoğu zaman da egomuzu ve duygularımızı kayırmak gibi bir alışkanlık içinde olmaktan da geri kalmayız. Oysa bedene ve akıla ne denli muhtaçsak, iç dünyamız ve huzurumuz için vicdana da o denli ihtiyacımız vardır. Aslında tüm bunlar biraz bilgi, biraz sorumluluk ve biraz da deneyimle birleştirilirse kusursuz sonuçların alınması her zaman olanaklıdır. Gerçekte insanın egosu, güzel duyguların düşmanı değildir. Her şeye karşın küçük bir çaba göstererek, eğiterek onu dost yapabiliriz. Vicdan, insanı hep doğruya ve güzele götüren acımasız bir yönetici ve yönlendiricidir. Öyle ya da böyle, her gün gelişmekte olan sezgi ve duygularımızın etkisi altında daha anlaşılır ve berrak duruma gelen güncel olayların rengi ve tadı, vicdanımızı biraz daha geliştirir. Vicdan kendisine karşı dürüst olan insanın tek efendisidir. Elbette vicdan ve bilinci uyandırmak Öyle kolay bir şey değildir. Bu savaşta gün gelecek herkes cehennemi yaşayacaktır. Ama bu savaş bilinçli bir biçimde devam ettirilebilirse o kapkara cehennemin, pespembe bir cennete çabucak dönüştüğünü görebiliriz. İnsanın vicdan ve bilincinin, bilgisizlik ve sevgisizlik karşısında göstereceği dikkat, uyanıklık ve duyarlılık kendi içindeki kimliğini bulmasına yardımcı olacaktır. Vicdan bilinç, hoşgörü ve tüm sevgi duygularının kaynağıdır. Koşullandırılmış düşünce ve bilinç, insanın gelişmesini yavaşlatır. Özgür düşünce, özgür bilinç, özgür vicdan ise, kişinin gelişmesinde, iyiyi, doğruyu, güzeli, gerçeği bulmasında öncülük yapar. İnsanoğlu, vicdanın üstünlüğünü, şefkatin vazgeçilmezliğini, sevginin sonsuz gücünü öğrenmedikçe, dünya hep acılar ve düş kırıklıkları dünyası olarak sürecektir. Kişinin yücelmesi anlayışa, vicdana ve bilgiye dayanır. Bunda en önemli eylem, kendimize egemen olmak, diğer tanımıyla egomuzu denetim altına almasını bilmektir. İnsan bilinç ve vicdanı ile bilimi birleştirmek durumundadır. Aynı zamanda; gelenekleri, dinsel görüşleri, teknolojinin gelişmeleri ile bağdaştırmak ve böylece yaratıcı düşünceyi madde ile barıştırmak çabasına girmek zorundadır. İnsanca yaşamak, vicdanımızın sesini bastırmadan akıllıca, sorumlulukla ve olumlulukla hareket etmekle başlar. İçgüdüsel olarak, her olayda sorununuz ya da şaşkınlığınız ne olursa olsun vicdanınız, sizin haklı olup olmadığınızı adeta bağırır. Tabii duymak isterseniz ya da sesini boğmaya kalkmazsanız. Vicdan rahatsızlığı, suçun işlendiği anda başlar ve devamlı insanı huzursuz eder. Böyle bir durumda suçluluk duyan kişi; ne kendi yargıçlığından ne de kendine biçtiği hükümden kurtulamaz. Her insan kendi vicdanı içinde en büyük özgürlüğünü yaşar. Vicdan insanın; içinde tatlı duyumsadığı bir ilahi fısıldayıştır. Bir kişiyi suçlarken, bir kişiyi yargılarken, terazinin öteki kefesine de mutlaka vicdanınızı koyunuz. Göreceksiniz, varacağınız sonuçlar çok daha adil olacaktır. Hep kargaşalardan, çıkar çatışmalarından yana, ya yok etmek ya da yalnızca kazanmak için koşullandırılmış bir dünya... Çoğu zaman anlayışın, vicdanın, tertemiz duyguların, sezgilerin, sevginin, hoşgörünün bir ütopya olarak benimsendiği bir dünya... Yanlış, eğri, kötü bir uygulamanın, bir sabit fikir peşinde gitmeyi, nefsine ve hatta zulme bayraktarlık etmeyi yaşamın sanki bir gereği ve hatta gerçeği olarak görmeye başladığımız bir dünya... Dünyanın bu katılaşmış ve kalıplaşmış görünümünden sıyrılın. Kendinizle, öz kimliğinizle buluşun. Asla unutmayın ki; her işimizde, her tavrımızda, her uygulamamızda içimizdeki; en güçlü tanık, vicdanımızdır. Hanri Benazus Yazı hoşuma gitti bu köşeye yakışacağını düşündüm..
__________________
VARLA YOK ARASI KALBİNİN YARISI ATSA DEPREM SEBEBİ...
|
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#18 | ||||||||||||||
|
SüperModeratör
|
evet arkadaşlar bu hafta sonu konuk yazar benim
![]() ama henüz yazım tam olarak hazır değil inşallah bu gün içerisinede tamamlayıp sizinle paylaşacağım ![]() hepinize teşekkür ederim ![]() (bendende iyi siyasetci yada ünlü olurmuş be )
__________________
Havalar nasıl olursa olsun; SİZİN HAVANIZ HEP İYİ OLSUN To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. [right] |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#19 | ||||||||||||||
|
SüperModeratör
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 3.110
Tecrübe Puanı: 12
![]() |
Gül çarşısında herkes başka tükenir... Ey yar!Ben senin avuçlarında erirken,sen başka iklimlerin seherini beklemektesin... ![]() Bir gün bir dostumla okul çıkışı sahile doğru yürüyorduk gece saat 10 civarında tam dalgarın çoştuğu bir yerde oturduk kanepenin birine. birden bana bakarak sordu._ yahu serdar senin aşka sevgiye muhabbete karşı alakanı hep merak etmişimdir söylermisin bunlar senin için ne ifade eder? beklemediğim bir soruydu, aklıma kısa bir süre önce gördüğüm bir rüya geldi anlatmaya karar verdim... Dedim kardeşim bir gün rüyamda ıssız çöle düştüğümü gördüm ama yalnız değildim sanki bir kervanla beraber bir sefere gidiyoruz ama herkeste anlamsız bir hareketlilik... benim üzerimde sanki 40 gün susuz kalmış gibi suya karşı bir iştiyak vardı ,daha sonra anladım ki herkes meğer su arıyor ... bazıları bir bardak suyla yetiniyor birisi bir şişe bazısı ise aradıklarını bulamıyor seraplarla boğuşuyor bazısı kuyu açıyordu sırf su için... bende arıyordum ama birtürlü bulamıyordum bulduklarım sanki hep gelecekmiş gibi kanıyor ama hala susuzluktan ölüyordum... Ve sonra düşündüm acaba benim aradığım neydi arayıpta bulamadığım çıldırdığım neydi acaba galiba anlamıştım aradığım kaybettiğim sevgiydi sevmekti veya sevilmekti... bir anda aklıma bir soru işareti düştü acaba o çölde diğer insanlar su için nasıl erimişler nasıl tükenmişlerdi ? birden önüme bir roman misali çevirdiğim tarih sayfaları çıkmıştı ilk önce şiirlere şarkılara baktım... öyle bir şeydi ki sevmek ne yeminler bozduruyordu... öyle demiyormuydu Nurettin rençber... "Ne yeminler bozdum geceler büyürken sensiz ne yeminler bozdum tarifi bile imkansız senin için ey karagül " diyordu Seyduna ,o aşkın şerbetini kanarken "ayrılırken bile güler "sırf onun için "bir eşkiya sevda alır candan öte onda"... birden avucumdaki yapmacık sevdalar aklıma geldi o kadar bayatmıydı seviyorum demek sırf bir heves uğruna sakız olmuştu aşklar sevgilim demeler... ben bile bir dostumun parmaklarımın arasından giderken ciğerlerimide götürmesini söylemişken nasıl olurda aşkımdan erimezdim değil mi ... boşa dememişler gül çarşısında herkes başka tükenir! diye... biraz daha gideyim tarihin elime tutuşturduklarına diye çevirdim sayfalarını birden karşıma yaman dede çıkıverdi sanki kuru ve mecazi aşklara feryat eder gibi yükseltiyordu sesini ve diyordu... "Gönül hûn oldu şevkinden boyandım yâ Resûlallâh Nasıl bilmem bu nîrâna dayandım yâ Resûlallâh Ezel bezminde bir dinmez figândım yâ Resûlallâh Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh" bu nasıl bir aşk Allahım deyi verdim öyle bir aşk ki öyle bir bağlanma ki sanki gönül bedenden uçacak orda yanıverecek gibi söylüyor ve ekliyordu "Susuz kalsam, yanan çöllerde cân versem elem duymam" diyordu. Birden aklıma o gül resüle yarenlik yapan sahabi hazretleri geldler.i Acaba onlar onun yanında o gülü revanın yanında nasıl tükenmişlerdi... Birden tozlu bir uhut günü geldi gözlerime aniden bir ok fırladı yaydan, hedefi Resul ekrem bunu gören ebu derda hazretleri "Anam babam ve canım sana feda olsun diyerek uzattı sağ gözünü hiç tereddüt etmeden sanki o ok beni vurmuştu bütün ayıplarımla tüm muhabbetimi bir kalemde kırmıştı sanki... bu nasıl sevgiydi ya Rabbi dedim... demek severken yusuf gibi kuyulara düşmeli ibrahim a.s gibi ateşlere giderken gülebilmeliydi insan hz zekariya gibi kör testere dilimlenirken bile bir "öf"bile dememliydi tükenirken... ya ben nasıl sevmiştim ya severken nelerimi kaybetmiştim neyi avuçlamıştım köz niyetine sevmek ki bir mecnun gibi "Ya râb belayı aşk ile kıl aşina beni Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni diyerek yalvarmıştı sırf leylası için kabede... ferhat gibi dağları delerek şirinine kavuşmak gibi ama nerde kaldı mı gönülde öyle yiğitlikler... şimdi sevdalar yapma çiçek misali yalancı bir mum misali yavan ve anlamsız ... öyle bir sevda yaşamalı ki her yaşadığın sevgi damlası tükettiğin göz yaşı ahenginde olmalı ... hani diyordu ya şair ey gülüm hayatın tadı yok sensiz tadı yok sevdamın adı yok sensiz baharı severim özlerim amma güllerin kokusu gelmiyor sensiz galiba haklıydı onsuzluğu herşeye fade etmeliydi gönül.. Derken dostumun elini hissettim bir anda... gözlerimin içine bakarak sordu... _kardeşim neyin var diye.? bir anlık şakınlıkla bir şey yok deyiverdim... gözlerimin içine gülerek şöyle dedi... _"bir saattir dalgaların içine dalıp gitmektesin ... galiba yüreğindeki ateşi dalgalarla söndüreceksin dedi"... tebessüm ederek "galiba haklısın" dedim ![]()
__________________
Dünya bir gündür... O da bugündür... Rabbim, dönüş yalnız Sana'dır... Bugünü düşünürüm, dün geçti yarın var mı?
gençliğime de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı? Konu azade tarafından (20.04.08 Saat 16:31 ) değiştirilmiştir.. |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#20 | ||||||||||||||
|
SüperModeratör
|
hikayemi yazmadan önce sizden tek bir şey rica ediyorum,lütfen bunu yanlış anlamayın ve benim için yapın eğer sonuna kadar okuyamayacaksanız hikaye için hiç yorum yapmayın
![]() çünkü bu hikaye benim için çok özel bir insanın hikayesi.... (ARKADAŞLAR UZUN SÜREDİR KONPOZİSYON VE BU TÜR DENEMELER YAZMIYORDUM YAZIM ÇOK BAŞARILI OLMAYA BİLİR LÜTFEN ŞİMDİDEN KUSURA BAKMAYIN AMA HİKAYE BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ YAŞANMIŞ BİR HAYATIN HİKAYESİ VE SADECE İSİMLER DEĞİŞTİRİLMİŞTİR GERİ KALAN HEPSİ GERÇEKTİR OKUMANIZI ÇOK İSTEDİĞİM ÖZEL BİR HİKAYE) BİR HAYATIN ÖYKÜSÜ Köyün en zengin ailesinin bıçkındelikanlısı,köyün güzel kızlarından birine sevdalanmıştır,ona karşı boş olmayan kızda biran önce evlenecekleri günü beklemektedir,oysa bilirsiniz köy yerlerinde iş güç çok olduğu için delikanlının annesi oğluna başka bir kızı düşünmektedir. Bu konu açıldığında oğluna içinden geçirdiği fikri söyler; __Haceri alalım evin işini görsün bana gelin olsun,birkaç ay sonra sanada Kaderi alırız oğlum... __delikanlı bu işten pek hoşlanmaz ancak o zamanlar anaya babaya karşı gelinir mi ?mecburen uyar anasının fikrine... Hacerin gönlüde delikanlıdadır fakat ailes onu başkasına nişanlamıştır çoktan...Hacer delikanlının annesinin teklifini duyunca hiç düşünmeden kalbinin sesiyle herşeyi bırakır kaçar delikanlıya... Hacer kaçar kaçmasına ama bir terslik vardır oğlan günden güne bundan kaçmakta uzaklaşmaktadır,üstelik birde bebek beklemektedir kendisini sevmeyen kocasından.... delikanlı ise anacığının aklına uyup evlendiği için sevdiği tarafından reddedilimiş üstelikte kız başkasıyla evlenmiştir...duramaz delikanlı köyde şehre gider çalışma bahanesiyle ...Ve birgün yaşadıklarına ,anasına olan hıncıyla köye varıp dört gözle yolunu bekleyen Haceri boşar sebepsiz yere ve 1yaşındaki bebeğinide alıp tekrar döner şehre... Hacer olanların şokundadır ama yapacakta bişey yoktur ve boynu bükük döner baba ocağına (ana babası ölmüştür),abisi onun cezasını kesmiştir bile onları bırakıp sevdiğine kaçmanın cezası üstelik birde duldur şimdi;kendinde 20 yaş büyük birisine satılmaktır karşılığı ise sadece (şimdilerde hiçbirimizin evinde bulunmayan ama o günlerin en pahalı ev eşysaı) 4gözlü tüplü ocaktır... sessizce ve çaresizce kabullenir Hacer cezasını ama yüreğinin yangınıyla zaten evladınında hasretiyle ilenir onu bu hale düşürenlere (MUTLULUK YÜZÜ GÖRMEYESİNİZ,BENİM EVLADIMA MUHTAÇ OLASINIZ DİYE)çünkü çok çekmiştir sevdiğim diye vardığı adam kendisini hiç sevmemiş,sadece iş güç için köle gibi kullanılıp bir paçavra gibi atılmış, üstelik birde evladından ayırılmıştır... Delikanlı ise şehre varmış arkadaşlarının akrabalarının yardımıyla istemesede yavrusuna baksın diye yeni bir evlilik yapmıştır yeni bir hayat kurmuştur kendine... gel zaman git zaman ,çocuk büyür kardeşleriyle birlikte ama onlardan farklı olarak ;annesi hiç sevmemektedir kendisini,kardeşlerini okşadığı gibi okşamaz onu hiç almaz kucağına üstelik evin her işinide buna yaptırmaktadır,kardeşleri uyurken o kalkıp babasının kardeşlerinin kahvaltısını hazırlar onları giydirir ve kendisi kahvaltıya zaman bulamadan okula gider...Geldiğinde ise evin işi onu beklemektedir ve ne yaparsa yapsın annesi onun yaptıklarını beyenmemekte her seferinde ceza vermektedir.... Babasının iş için gittiği yerlerden getirdiği hediyeleri annesi hep kuzenlerine verir,ilkokul çağlarında kardeşleri oyunlar oynarken o yemeği ocakta unuttuğu için dayak yer hemde ölesiye(bu gün yediği o dayak yüzünden beyninde kis oluşmuştur)...babası sürekli şehir dışındadır eve geldiğinde ise onunla ilgilenmez bile...anılarını hep bu gibi olaylar süsler... ![]() anılarının içinde en acısı ise ; birgün haftalar süren ayrılığın ardından babasını kapının arkasına saklanıpta bekler çocukça aklıyla babasına oyun yapacaktır babası geldiğinde bunu merak edip soracak ve oda kapının arkasından çıkıp babasına sürpriz yapacak böylelikle babasının kendisini ne kadar özlediğini anlayacaktır,oysa diğer kardeşleriyle oynaşan kucaklayıp onları öpen babası bunun orda olmadığını farketmez bile tam 1 saat kapının arkasında gözyaşlarıyla babasının kendisini bulmasını bekler... birgün de(eskiden bilirsiniz evler şimdiki gibi değil sobalı ve kömürlerde paketli değil kamyonun arkasında geliyor ve kamyon onu boşaltıyor ev halkıda büyük bir inşaat eleğinden kömürü geçirip tozu ile irisini ayırarak el arabası ve kova yardımıyla bodrum kattaki kömürlüğe taşır)önceki günden evin öne dökülmüş kömürü sabahın 5'inde tek başına taşır ve işi bittiğindeki zaten okula çoktan geç kalmıştır yani dinlenmesine fırsat bile bulmadan okula gider... günleri böyle sürüp giderken birgün anne ve babası ile köye giderler ;yolda otobüsün camından dışarıyı seyretmekte iken köyün girişinde omuzunda testi taşıyan bir kadının buna bakarak ağladığını görür ve otobüs köye girene kadar kadın göz yaşlarıyla otobüsü takip etmektedir(kadın evladı gelir diye köye gelen her otobüsü bu şekilde beklemektedir yıllar boyunca) ama dahada tuhaf olan onun o kadına hissettiği duygudur anlam veremez , oda kadın için ağlamaktadır... ön koltukta oturan annesinin sesini duyar ___sana demiştim getirmeyelim köye annesini tanıdı işte.... köy ziyaretlerinin dönüşünde her gün o kadını ve annesinin sözünü düşüünmekle geçmektedir.daha fazla dayanamaz ve kendisini çok seven dedesine bunu sormaya karar verir... dedesinin bakkalını süpürüp en sevimli haliyle şekerini almadan önce dedesinin kucağına oturur ve ; ___bu gün şeker istemiyorum dedeciğim sadece tek bir şey sormak istiyorum şeker yerine bana o sorunun cevabını verirmisin? bahtsız torununa kıyamayan dede kendini mecbur hisseder ve o en zor soruya doğru cevabı verir... ___evet o senin GERÇEK ANNEN... Zaman yıllarca kandırılmanın acısıyla geçip giderken,annesinin hasretide dayanılmaz bir hal almaktadır... babası ve üvey annesi hacca gitmeye karar verir(akraba ve tanıdıkların baskısıyla__eğer çocuğu annesiyle kavuşturmadan giderseniz haccınız kabul olmaz.diyerek onun annesiyle kavuşmasını sağlarlar),nitekim hacca birkaçgün kala annesi ile görüştürmek için onu köye götürürler ne varki kapının önüne geldiklerinde üvey anne onu salmaz içeri ''anneyse o çıkacak dışarıya'' diye, anneyide eşinin ailesi bırakmaz dışarıya ''evlatsa o içeri girip seni görecek ''diye, göremeden gelecekken okunan ezanı fırsat bilen anne kayın pederine abdest suyu almak için çıkar kapının önüne ve sadece 5 dk basar yavrusunu bağrına sadece 5 dk yılların özlemini söndürmek için ... .............................................. yıllar sonra ortaokul çağlarında kaldığı yatılı okulun camında konuşan arkadaşlarının yanına koşar merakla(çünkü kapıda gördükleri kadını tanımıştır) kapıdaki görevlilerinin dur emirlerini duymaz bile ve ayağından çıkan terliğini almak için bile geri dönmez çıplak ayağıyla koşar ANACIĞINA herkesin göz yaşlarıyla izlediği o kavuşma anında ne çıplak ayakları gelmiştir aklına nede arkasından bağıran görevliler... ............................................ ve hayat böyle geçer gider..... ................... sonunda ne mi oldu kendisini annesiyle görüştüreceğine inandığı çocukluk aşkıyla evlendi ;o genç kız ve annesiylede daha rahat görüşmeye başladı, 4tane çocuğu oldu çok zor günler geçirdi bazen ekmek parası bulamadı ve çeyizini sattı kocasına destek olmak için ama evlatlarını hiç aç bırakmadı hiç kimseye muhtaç etmedi,okul önlüklerini kendi elleriyle dikti kendisine bayramlık almadı seneler boyunca ama kızlarına en cici elbiseleri dikti ve giydirdi... son çocuğunu doğum yaparken çocuklukta aldığı darbe sonuncunda oluşan beynindeki kis ortaya çıktı ve kısa bir süreliğine kalbi durdu doğum anında, ama o yenilmedi hayata direndi, bırakmadı evlatlarını şimdi beyninde kisle yaşıyor (Allah'a şükürki bir sakıncası yok,büyüme yapmadı kis )şimdi herşeye sahip,evi arabaları parası var en önemliside çok mutlu bir evliliği ,2 kızını evlendirdi,çocuklarını okuttu ,küçükleride okutuyor, özel bir vakıfta Allah rızası için gönüllü olarak çalışıyor... öksüz ve yetim çocukların çeyizlerini alıyor,en tuhafı da; annesinin BEDDUALARI TUTUNCA şimdi(çocukken menencit geçiren) akılhastası halasına(babasının kardeşine) bakıyor evinde.... kısacası kendisine VERİLMEYEN SEVGİYİ O BAŞKALARINA DAĞITIYOR HEMDE KUCAK KUCAK... babası 3.evliliğini yaptı ama aldığı bedduanın farkında ''ben kimle evlenirsem evleneyim mutsuzluğa mahkumum'' diyor ve tahmin ettiğiniz gibi çok zengin ama çok mutsuz,yinede babasını yalnız bırakmadı ,kızı her zaman ona destek oluyor... üvey annesi yalnız başına öldü... üvey annesinden olan kardeşleri çok mutsuzlar ,aile geçimleri yok hiçbirinin ve ablasının desteğiyle hayata tutunuyorlar... annesi ise abisi tarafından satılarak evlenmek zorunda kaldığı kendinden 20 yaş büyük adamla fakir ama huzurlu bir yaşam sürüyor... hikayenin başındaki delikanlının annesi yani babaannesi yalnız başına bumalım geçirip intahar ederek öldü... BU HİKAYENİN KAHRAMANI KİM Mİ? O O BENİM BİTANBECİK ANNEM.... sonuna kadar okuyan bütün arkadaşlarıma teşekkür ederim aslında size komik yada daha farklı hayata dair birşeyler anlatmak istemiştim ama nedense annemin bu hayat mücadelesini sizlerle paylaşmak istedim .... ve düşündüm ki hayatın içinden anlatılabilecek en güzel konu yaşanmış bir hikayedir...diğer konuları nasılsa paylaşırız zamanla ... şimdi sizden bir ricam daha olacak neolur hayatta sahip olduklarınızın kıymetini bilin,kendinizi ve en önemlisi sizi sevenleri sevin... hiç kimseyi sevginizden mahrum bırakmayın ve kimseyi kırmayın ,birileri için ne kadar önemli olduğunuzuda sakın unutmayın ... sizler çok önemlisiniz,çünkü sizin sevginize ihtiyacı olan insanlar var hayatınızda bu benim annemin hayat felsefesidir...sevgilerimle tüm güzellikler ve tüm SEVGİLER SİZİNLE OLSUN hemde KUCAK KUCAK ![]() ![]() sizi, annemi,babamı ,ablamı,eniştemi,kız kardeşimi,erkek kardeşimi,eşimi ailemi,arkadaşlarımı,dostlarımı,yanımda bulunan beni sevmeseede bana katlanabilen harkesi Allah için çok ama çok seviyorum... öncelikle annemin ve yavrularının sevgisiyle hayata tutunan tüm annelerin ellerinden sevgiyle öpüyorum ![]() lavantafruze(zeynep) 20.04.2008/17.17pazar
__________________
Havalar nasıl olursa olsun; SİZİN HAVANIZ HEP İYİ OLSUN To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. [right] Konu LavantaFruze tarafından (20.04.08 Saat 18:27 ) değiştirilmiştir.. |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
![]() |
| Seçenekler | |
|
|