ForumPaylas.net
 

Geri git   ForumPaylas.net > Genel Tartışma ve Haber > Serbest Kürsü > Günlerin İçinden Gelişigüzel
Şifremi Unuttum? Üye Ol!

Magazin



Cevapla
 
Seçenekler
Alt 16.10.08   #1
Tecrübeli Üye
Points: 2.222, Level: 19
Points: 2.222, Level: 19 Points: 2.222, Level: 19 Points: 2.222, Level: 19
Activity: 5%
Activity: 5% Activity: 5% Activity: 5%
 
ab-ı hayat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 291
Tecrübe Puanı: 3 ab-ı hayat is on a distinguished road
Exclamation Günümüz Aydınlarına İthaf



Doktora çalışması için İngiltere'ye gidip orada uzun müddet kaldıktan sonra Türkiye'ye dönen Yavuz Aydınlı kardeşimizin beraberinde getirdiği BBC yapımı bir video kasetini seyrettiğimizde hayret ve dehşetler içinde kalmıştık. Yurdumuzun doğu bölgelerindeki bir kısım vatandaşlarımızı tahrik etmek ve Türkiye'yi dünyaya kötü tanıtmak üzere en mahrem yerlere kadar girilerek TV için hazırlanmış program kaseti, doğuda yaşayan kardeşlerimizi sömürülen ve ezilen bir etnik azınlık gibi göstermekte, emniyet güçlerini kötü tanıtmakta, bölücü ve hain örgütlerin ustaca reklâmını yapmakta, bu vatan parçasını bölmek için haince bir İngiliz tezgâhını apaçık ortaya koymaktaydı.

Aradan üç-dört ay gibi bir müddet geçtikten sonra Haziran ayında İzmir'de yapılan Milletlerarası Çevre Koruma Sempozyumunda dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen birçok bilim adamı yanında bir de enteresan bir İngiliz Profesörüyle tanışma fırsatı bulduk.

Bradford Üniversitesi Çevre Bilimlerinde çalışan Prof. Dr. M.R.A. Seaward, katıldığı bir önceki benzer sempozyumda Mısır'lı ve Türk bilim adamlarını küçük görerek, büyük pozlarda "çevreyi kurtarmak kim, siz kim?, bu iş batının işi, bunlar sizin altından kalkacağınız mes'eleler değil! vs..." şeklinde tahkir edici cümleleri Mısır'lı bilim adamı Prof.Dr. Semih Manharavî'ye söylemişti. Bu sözler gerçekte Hıristiyan âleminin bize bakışına bir kere daha tercüman oluyordu. Uçağı erken kalkacak olan Mısır'lı Prof. Dr. Semih Manharavî bir gece önce evinde misafir kaldığı Yavuz Aydınlı'ya dönerek "lütfen ilk fırsatta şu edepsize haddini bildirin" derken, hakikaten üzüntüsünü ifade ediyordu.

Sempozyum bitimine yakın, kız arkadaşıyla birlikte kalacak bir otel aramak için salondan ayrılmak üzere toparlanan Seaward'a yaklaşan Yavuz, kendisini misafir etmek istediğini bildirince, Seaward birkaç gündür banyo yapmadıklarını ve evde banyo olup olmadığını sorunca Yavuz bey, evde herşeyin tam tekmil olduğunu ve otelden daha rahat edebilecekleri müstakil daire tahsis edebileceğini söyleyince, teklifi kabul eden Seaward İngiliz arkadaşıyla birlikte Yavuz beyin arabasına binerek Bornova'ya doğru yola çıkarlar. Bu arada Yavuz Bey akşama yemeğe bizim de gelmemizi ve Seaward'a BBC'nin kasetini seyrettirip sohbet sırasında da uygun şekilde dersini vermemiz için yardımcı olmamızı istedi. Biz de akşam yemeğinde buluşmak üzere İngiliz'e güle güle dedik. Arkadaşlarla birlikte akşama nasıl bir formülle kendisine haddini bildirelim diye plân yapmaya başladık.

Aradan henüz iki saat geçmemişti ki, biz Yavuz beylere gitmeye hazırlanırken Yavuz bey tek başına bizim bulunduğumuz yere geldi. Kendisine "Hayrola sen niye geldin?, İngiliz nerede?, ne oldu?" diye sorduğumuzda Yavuz beyin verdiği cevabı ve başından geçenleri kendi ağzından dinleyelim:

"...arabaya bindik, yolda giderken epey samimi olduk, şakalaştık falan derken kendisine ben de İngiltere'ye gittiğimi, üç yıl kadar orada kaldığımı ve bütün her tarafını gezdiğimi söyledim. Daha sonra mes'ele İngiltere'nin kültür ve sosyo-ekonomik, etnik yapısına geldi. Ben de "İngiltere'nin özellikle kuzey bölgesindeki birçok sefalet ve fakirlik içinde olan yerlerini gördüm, hele Belfast (kuzey İrlanda) gibi bölgeler tamamen güney İngiltere'den farklı ayrı bir dünya, adım başı asker ve polisler, kimlik kontrolü, tel örgüler ve her gün öldürülen 3-5 kişi var, geceleri sokağa çıkmak bir mes'ele, fakat siz niçin bunları göstermeyip başka ülkelerin vatandaşlarıyla uğraşıyorsunuz?..." demeye kalmadan 'Prof. Seaward birden sinirlenerek "seni böyle konuşmaktan menederim! Benim vatanım hakkında böyle konuşamazsın!" diye sert çıktı. Ben de "ama yalan konuşmuyorum ki, bu bir ilmî tesbit, ben gittim ve gördüm, siz de bir bilim adamısınız, benim bu tesbitim hakkında sizin fikrinizi soruyorum, sinirlenmenize gerek yok ki" dedim.

Bunun üzerine Seaward daha da sertlenerek "Hayır! Doğru da olsa konuşturmam, bu lafları duymak istemiyorum. Hiç kimse İngiltere aleyhinde benim yanımda konuşamaz! Derhal dur ve beni indir! Vatanım aleyhinde konuşan birinin arabasına da binmem, evine de gitmem! Siz bu kafayla AT'ye girmek için daha çok uğraşırsınız, demek üniversitelerde sizlere bunları öğretiyorlar!" dedi. Bu durumda ne kadar ısrar ettiysem de arabadan inmekte direndi ve ben de mecburen bavullarıyla birlikte yol ortasında indirdim."

Birçok arkadaşımız İngilizlerin milliyetçiliğine hayran kalmış bir şekilde "acaba aynı durumda İngiltere'de bizim hocalarımız olsaydı, bedavadan misafirlik imkânı varken Türkiye aleyhinde söylenen sözler karsısında kaç tanesi bu imkânı reddederek İngilizlerin arabasından iner ve ağzının payını verir, kaç tanesi sadece imanın en zayıfı olan içinden buğzederek, aman sende simdi bu imkânı değerlendirmeye bak! Boş ver konuşsun dursun der, kaç tanesi de onu destekleyip daha çok yaranmak için onunla birlikte Türkiye aleyhine atıp tutardı" diyerek, derin derin düşünmeye başlamıştı.

Yavuz beyin anlattığı bu son duruma göre akşama İngiliz'e ders vermek için yaptığımız planlar suya düşüyordu ve aynı zamanda o, beklemediğimiz bir anda bize acı bir ders veriyordu. Birçok arkadaşımız İngilizlerin milliyetçiliğine hayran kalmış bir şekilde "acaba aynı durumda İngiltere'de bizim hocalarımız olsaydı, bedavadan misafirlik imkânı varken Türkiye aleyhinde söylenen sözler karşısında kaç tanesi bu imkânı reddederek İngilizlerin arabasından iner ve ağzının payını verir, kaç tanesi sadece imanın en zayıfı olan içinden buğzederek, aman sende şimdi bu imkânı değerlendirmeye bak! Boş ver konuşsun dursun der, kaç tanesi de onu destekleyip daha çok yaranmak için onunla birlikte Türkiye aleyhine atıp tutardı" diyerek, derin derin düşünmeye başlamıştı. İki gece önce özel bir tiyatro sahnesinde seyrettiğimiz "Pembe İncili Kaftan''daki Muhsin Çelebi nerede biz neredeydik.

Bir ay kadar sonra İngiltere'den Üniversitedeki sempozyumu tertipleyen Profesör arkadaşlarımızın bazılarına Seaward'dan gelen mektuplarda şu ifadeler yer alıyordu:

".... evine gitmek için arabasına bindiğim, İngiltere aleyhinde konuşan terbiyesizi İngiltere'ye sokmamaları için Dışişleri Bakanlığı ile temasa geçtim. Lütfen o kişinin adını-soyadını ve hangi üniversitede doktora yaptığını bana yazın, kendisini İngiliz Üniversitelerine ve idari makamlarına bildirip bu tip kişilerin İngiltere'ye kabul edilmemeleri için çok iyi incelenmelerini söyleyeceğim..."

Bu yüzden Yavuz beyin ismini şu yazımızda bile mahlas kullanarak gizlemek mecburiyetinde kaldık, hâdisenin bu yönünün de bizim dışişlerimize ibret olması dileğiyle...

Doç.Dr. A. Sarsılmaz



__________________
İnciden den incinme incidenden
Kemal den noksan imiş incilen incidenden
ab-ı hayat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
aydınlarına, günümüz, ithaf

Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:06 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.


| Magazin | Oyun | Abdera | SiberDost.com | Forum |


Inactive Reminders By Icora Web Design

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226