![]() |
|
|
#1 | ||||||||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 291
Tecrübe Puanı: 3
![]() |
Bu günlerde şayet diş hekimiyle bir randevunuz varsa mutlaka saat 14’de
gidin, çünkü bu saatte dişler çok hassas olmadığı gibi uyuşturucu iğnenin tesiri daha uzun sürer. Böylesine tesbitler Kronobiyoloji denilen yeni bir ilim sahasına ait olup,son çalışmalara göre vücudumuzun çoğu faaliyetleri gündüz ve gecenin temel ritimlerine uygun olarak değişmektedir. Zamanı kavrama ve onunla ahenk içinde yaşama,bitkilerden kuşlara kadar bütün canlılara bahşedilmiştir. Şimdi 24 saatlik bir zamanda vücudumuzun bu hârika âhenk ve değişikliklerine bir göz atalım. Sabah saat 04 : vücut sabaha hazırlanabilmek için,stres ve hareket hormonu kortizolü ifraz eder. Sabahları kalb krizi geçirme nisbeti bu yüzden yüksektir ve astım hastaları da bu saatlerde kriz geçirirler. Saat 05: Testosteron ve böbreküstü bezi hormonu kortizol günlük miktarın altı misli bir ifrazda bulunur. Saat 06: Kortizol ifrazıyla bütün metabolizma uyarılarak kan şekeri (glikoz) ve aminoasitler kana daha fazla gönderilirler, böylece günlük işler için lüzumlu enerji ve protein yapı taşları hazırlanır. Saat 07: Rüyalar dünyasından gerçek dünyaya geçilen bu saatlerde alınan bir duş vücudun sağlıklı bir şekilde tenbih edilmesine yardımcı olmaktadır. Sabah 2000 kalorilik bir kahvaltı yapıp bütün gün boyunca birşey yemeyenler otomatikman zayıflama safhasınaa geçerler. Ancak akşamları aynı kaloride yemek yiyenler şişmanlarlar. Çünkü viicudun sindirim organlarına ait biyolojik iç saat, karbonhidratları öğleden önce enerjiye dönüştünürken, akşamları tam tersine yağa dönüştürür. Saat 08: Bu saatler stresin başladığı ve özellikle sigara içenlerde kan damarlarının daha da büzüldüğü kritik saatlerdir. Saat 09: Aşılanmak için ideal saatler. Baş dönmesi ve ateş daha seyrektir. Hatta canlılar röntgen şualarına bile bu saatlerde daha dirençlidirler. Sabah dokuzda röntgene tabi tutulan fareler 120 gün daha yaşarken, akşam saat 21de röntgen uygulanan fareler ise 13 saat içinde ölmüştür. Ayrıca yapılan bir araştırmada kansere karşı kemoterapide kanserli hücrelerin sıcaklık ritmleri iyi takip edilirse iyileşme altı misli artmaktadır. Saat 10: Vücut sıcaklığı en üst seviyeye çıkmış durumdadır. Kısa süreli hafıza kaydı bu saatte daha güçlüdür, mesela talebeler saat 09’da okunan bir metni saat 15’de okunandan daha iyi akılda tutarlar. Fakat bir hafta sonra konu hatırlanmak istenirse saat 15’de okunan metin daha iyi hatırlanır. Saat 11: Ruhi olarak en uyanık olunan saat, aynca hesaplama kabiliyeti de fazladır. 16.30 ila 18.00de bu kabiliyet yine artar, çocuklara bu sebeple ödev öncesi oyun için vakit vermelidir. Kalb de bu esnada en iyi seviyede çalışmaktadır. Saat 12: Günlük değişimin olduğu ve öğlen uykusuna yatanların %30 daha az kalb krizi geçirdiği saattir. Saat 13: Safra kesesinin en yoğun çalıştığı saattir. 14’de 10-14-18 saatleri arasındaki dört saatlik dilimlerde vücut çok yorulmaktadır; aralarda on dakikalık istirahatler verimi arttırdığı gibi kazaları da önlemektedir. Hatta bu aralarda namaz gibi bir kulluk vazifesine yönelmek, vücudu dinlendirmekte ve yeniden çalışma gayreti vermektedir. 15: Ikinci bir faaliyet dönemi başlar. Verim ise ilk safhadan daha düşüktür. Saat 16: Tansiyon (kan basmcı) ve kan dolaşımı en iyi durumdadır. Vücutta asiti arttıran ilaçlar bu saatte daha tesirlidir. Saat 17: Vücutta hayatiyetin arttığı ve daha çok oksijen kullanıldığı saatler olup, 16 ila 18 arasında saçlarımız daha hızlı büyür. Saat 19: Nabız ve kan basıncı en düşük seviyededir. Bu yüzden tansiyon düşürücü ilaçlar tehlikelidir. Aynca, merkezi sinir sistemine tesir eden ilaçlarm tesiri de daha fazladır. Saat 20: Karaciğerdeki yağ nisbeti düşer, toplardamar kanı daha hızlı bir şekilde kalbe ve akciğerlere pompalanır. Kronobiyologlar astımı olanlarla alerji hastalarının. ilaçlarını bu saatlerde almalarını tavsiye etmektedir. Antibiyotikler de saat 20den sabah 04e kadar çok tesirlidir. En tesirli saat olarak 20.32 bulunmuştur. Saat 21: Vücudun sindirim sisteminin tam bir dinlenme devresine girdiği bu saatlerde insanların çoğu akşam yemeğine büyük bir iştahla oturup sağlıklarını tehlikeye atarlar. Alınan bütün besinler vücutta sindirilmeden yük olarak ertesi güne kalırlar. Gıda uzmanları .hususiyle mayalanabilen gıdaların bağırsak duvarını tahrip ederek çeşitli barsak rahatsızlıklarına sebeb olabileceğini bildirmektedirler. Saat 22: Verimlilik oldukça düşmektedir. Artık kandaki lökosit miktarı mm3’de 12.000’dir. (Sabah 5,000nin altında) Bu saatlerde alınan bir ilaç bu hücrelerin sayısını azaltabilir ve enfeksiyon gelişebilir. Alınan nikotini yok etmek de çok zorlaşır. Saat 23: Parasempatik safhanın devreye girdiği sükunet saatleri olup, metabolizma faaliyeti en alt seviyededir, tansiyon, kalb atışı ve vücut ısısı en alt seviyeye iner. Stres hormonu kortizolün ifrazı da hemen hemen tamamen durdurulur. Saat 24: Dinlenme saatleri. Yatakta geçirilir ve yalnızlıkla ölüm korkusunun en fazla hissedildiği anlardır. Belki de ölümlerin çoğu bu yüzden geceleri gerçekleşir. Derimiz gündüze nisbeten geceleyin daha hızlı hücre bölünmesi geçirir. Saat 01: Uykuya daldıktan birbuçuk iki saat sonra uyku derinleşir, her 90 dakikada bir, 1 saate yakın rüya görüıüz. Normal bir insan hayatı boyunca toplam 50.000 saat rüya veya altı yıl boyunca sadece rüya görürüz. Uyumayanlar için dikkat ve verimliliğinin en düşük olduğu saatlerdir. Çernobil faciası saat 1.23’de meydana gelmişti. ABD atom parçalayıcısı Three Mile Island’da bir görevli gece yarısı yanlış vanayı çevirmişti. Hindistandaki Bophal faciası bu saatte başlamıştı. En iyi işçi bile bu saatlerde ağır hatalar yapabilmektedir. Saat 02: Direksiyonda olanlar gözle ilgili ikazlara pek reaksiyon gösteremezler. Trafik kazalarının çoğu bu saatlerde meydana gelir. Vücut soğuğu daha fazla hisseder. Fakat bedenimize iğne batırılsa çok az hissederiz. Saat 03: Derin uyku saatleri. Ayrıca insanlar melatonin hormonu salgısıyla hüzne meyyal bir ruh hali sergilerler ve uykulu, halsiz bir duruma geçerler. Melatonin ifrazı gün ışığı tarafından engellenir, ancak karanlık çökmesiyle ifrazat artar. Saat 04: Araştırma ve açıklamalarımıza burada başlamıştık. Vücudun normal ritmi nedir diye sorulursa sağlıklı bir insanın biyoritminde bütün organları âhenge (homeostazi) dönük çalışır. Fakat yeni araştırmalara göre EKG ve EEG cihazlarına bağlanan hastaların grafikleriyle, sağlıklı insanlarınki karşılaştırıldığında kalb krizi esnasında ve sara nöbetindeki hastaların grafik çizgileri periyodik ve düzenli bulunmuştur. Sağlıklı insanların grafiklerinde kalb atışı esnasında daha çok eğriler görülmektedir. Sağlıklı kalb atışları kaos görüntüsü vermektedir. A. Goldberger’e göre bu kalb atışları kontrolsuz, düzensiz veya tesadüfi değildir. Bilim adamlarınca bu durum daha çok düzenli düzensizlik olarak adlandırılır. Lösemi hastalarında da aynı ritm görülür. Normal insanlarda kan alyuvar seviyesi tesadüfi ve değişken lösemili hastaların kan alyuvar tablosu haftadan haftaya sabit değerler gösterir. Vücuttaki düzensizlik gibi görülen bu değişiklikler aslında organizmanın kendini yeniliklere karşı hazırlaması olarak görülmektedir. Her an düzenini değiştirmeye alışkın bir sistemin yeni durumlara uyması kolayken sabit değerlerde kalmış bir sistem uyum sağlayamamaktadır. Böylece hayatın devamlı faaliyet ve değişiklik içinde geçirilmesinin vücud sağlığına daha uygun olduğu, yeknesaklık ve tembelliğin ise sağlığa aykırı olduğu gösterilmiştir. Sözün en kısası ise vücut makinasını bize emanet eden Zât’ın emirleri ve onun Elçisinin (say) hayat tarzının taklidinin, ilmin bugün gösterdiği biyolojik saate katiyen ters düşmediğidir. Tarık ÇELİK
__________________
İnciden den incinme incidenden Kemal den noksan imiş incilen incidenden |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
![]() |
| Tags |
| bilmediklerimiz, günün, saati |
| Seçenekler | |
|
|