ForumPaylas.net
 

Geri git   ForumPaylas.net > Genel Tartışma ve Haber > Serbest Kürsü > Hayata Dair
Şifremi Unuttum? Üye Ol!

Magazin



Cevapla
 
Seçenekler
Alt 13.10.08   #1
Tecrübeli Üye
Points: 2.222, Level: 19
Points: 2.222, Level: 19 Points: 2.222, Level: 19 Points: 2.222, Level: 19
Activity: 3%
Activity: 3% Activity: 3% Activity: 3%
 
ab-ı hayat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 291
Tecrübe Puanı: 3 ab-ı hayat is on a distinguished road
Exclamation İki İnsan Olmak İster misiniz?



İki insan olmak ister misiniz? Hafızanızı biraz yoklayın bakalım; "Bir dil bir insan, iki dil iki insan." sözünü hatırlayabildiyseniz, mes'eleyi anlamış sayılırsınız. Evet... Yabancı dil öğrenimiyle bir insan iki insan olmuyor belki ama, farklı dilin ve kültürün insanlarıyla kurduğu iletişimin ölçüsü ve neticesinde "çok yönlü" birisi olup çıkıyor.

Ülkemizde şu anda yabancı dil bir ihtiyaç ve ihtiyaç olduğu kadar da hastalık seviyesinde bir bağımlılık. Nasıl, bir kalabalığın içinden birisi çıkıp da "Yangın var" diye bağırsa, herkes alevi görmeden en yakın çıkışa koşturur, aynen öyle de "Şirketler yabancı dil bilen eleman arıyor!", "Yabancı dil bil, hazineyi bul!" sloganlarından dolayı, herkes bu sefer dersanelere koşuyor, "kolejlere" hücum ediyor. Doğru, yabancı dil bir ihtiyaç belki, ama ne ölçüde bir ihtiyaç? Bunun ne kadarı gerçek ve ne kadarı mübalağa?
Yabancı dil konusunda öncelikle şu beş soruya cevap vermek gerekir: "Kim? Kime? Neyi? Nasıl? Niçin?" Bu noktada ilk dört soruya şöyle veya böyle cevaplar bulunsa bile "Niçin?” suali hep gözardı edildiğinden, ülkemizde yanlış bir yabancı dil öğretim politikası var. Önce şu andaki durumun bir tahlil yapılmalı ki, sağlam bir teşhis ile yerinde bir tedaviye geçilebilsin. Yoksa bugün olduğu gibi okullarında senelerce yabancı dil eğitimi gördüğü halde hiçbir şey öğrenemeyen ve niçin yabancı dil okuduğu sorusunun cevabını veremeyen nesillerin yetişmesi kaçınılmaz olacaktır.

Yabancı dil hazırlık kursları, kolejler açılmaya ve bunların yurt dışından gelmiş Öğretmenlerle reklâmı yapılmaya devam ediliyor; buna bir de televizyon derslerini, dil laboratuarlarını, teypleri, pahalı kitaplarla yapılan çalışmaları eklediğinizde onaya sanki kusursuz bir tablo çıkıyor. Ama yapılan sadece bilgi aktarma, yani gramer denilen dilbilgisi çalışmasından Öteye pek geçmediği için; öğrenci dilbilgisinde ne kadar derine inse de, "günlük kullanım" denilen reel yabancı dilden o kadar uzaklaşıyor. Daha sonra bir yabancıyla konuşamamaktan yakınan bu öğrenciyle yeni bir mefhumu öğreniyoruz: Gaye/Vasıta. Yani önce bir hedef belirlemenin lüzumu.

Yabancı dil her şeyin ötesinde bir kabiliyet işi. Sorarım size, herkes sporcu veya müzisyen olabiliyor mu? Belki de bütün problem yabancı dil öğrenimini bir kabiliyet, beceri işi görmemekten geliyor. Herkese emek veriliyor, böylece iki sözü, kırık dökük bile olsa bir araya getiremeyen bir sürü insan, bunun verdiği eziklikle kendisine olan saygısını kaybediyor, boşa giden seneleri de cabası. Ayrıca bir yabancı dili öğrenip de memleket menfaatlerine destek olamayacaklara niye yatırım yapılsın? Osmanlı'nın akıncılarını bilirsiniz; bu yiğit, bu ölümü bir yudumda içen İnsanlar birden çok yabancı dil biliyorlardı; çünkü kudsî vazifeleri bunu iktiza ediyordu ama yeniçeriler veya sipahiler öyle mi?..

“Yabancı dil uzmanları, her medeniyetin eşyaya ve hadiselere farklı bakış açısı olduğunu, o yabancı dili öğrenenin de, seçici olmadığı takdirde bundan etkileneceğini kabul ediyorlar. Ve o kültürün iktisadi, teknolojik ve sosyal üstünlüğü karşısında ezileceğini anlatıyorlar.”

"Dil bilmek" mefhumuna da açıklık getirelim isterseniz. Aslında "dil bilmek, diye bir şey yoktur!" dersek hata etmiş olmayız. "Dildeki bazı becerileri bilmek" sözü daha doğru olabilir. Bunları da: Dinleyip-anlama, okuyup-anlama, söyleyip-anlatma ve yazıp-anlatma şeklinde dört grupta toplayabiliriz. Dolayısıyla ilaç prospektüslerini okuyup, katalog karıştıracak bir eczacının sadece okuyup-anlaması yetecektir. Yabancı dil öğreniminde belli bir mesafe alan herkes, o dili bildiğini iddia etmeye başlıyor. Bu demektir ki o kimse gündelik konuşmaları yürütebiliyor. Bir roman okuduğu zaman konuyu takip edebiliyor, yabancı dilde yazılmış olan genel bir parçanın anlamını söküyor. Oysa bunun yerine şöyle tabirler daha doğru olsa gerek: "Ben kendi mühendislik dalında, filanca yabancı dilde basılı eserlerin teknik dilini anlayabiliyorum." Lüzum ederse hemen eklemeli "Sakın benden, filan kişinin konuşmasını Türkçeye çevirmemi beklemeyin, yapamam."

Eldeki materyaller de bizim için düzenlenmiş değil. Yani öğrenen kişi önce Londra'da tünele binmek için lüzumlu sözleri öğrenecek veya bir yılbaşı partisinde geçen konuşmaları görecek; fakat sonra bir cami ile ilgili bir sual soran yabancıya bilgi vermek için, millî ve ma'nevî değerlerini aklından film şeridi gibi geçirip, yabancı dile bunu o anda uyarlayacak, hemen karşısındakine aktaracak. Olacak şey mi bu? Veya, insanımızın kahvaltısında çay, peynir, zeytin ve ekmek geçer. Oysa yabancı kitaplara bakın, hepsinde değilse bile çoğunda; kahve, marmelât, akşam yemeklerini anlatan pasajlarda da bizim kültürümüzde olmayan yiyecek ve içecekler anlatılır. Dolayısıyla öğrenci, kendi kültürüyle ilgili konuları anlatmada bocalayıp kalıyor.

Mes'elenin Anadolu Liselerini ve kolejleri ilgilendiren tarafı bir başka. Ortaokul hazırlık sınıfında öğretim yalnızca yabancı dilde yapılıyor. Sonra başka dersler girdikçe yabancı dil öğreniminde bir azalma oluyor. Liseye geçip de, fen dersleri ağırlık kazanınca, artık yabancı dil dersleri ikinci plâna itiliyor. Çünkü gaye üniversite imtihanlarını kazanmak. Bununla beraber yabancı dil öğretimiyle, yabancı dilde öğretim konusu gündeme geliyor. Bir misâlle konuya açıklık getirelim; şimdi sizden bir bardak su istiyorlar ama elinizde bardak yok, sadece altı delik bir kova var. Onun için kovayı ağzına kadar dolduruyorsunuz ki, karşı tarafa gidinceye kadar içindekiler aka aka azalsa da, hiç değilse bir bardakçık su kalmış olsun. Bir bakıma yabancı dille öğretim yapmak demek, bir yerde yabancı dil öğretilmiyor anlamına geliyor. Tıpkı delik kova örneğindeki gibi, ancak çok dikkat edilecek ki, dibinde bir bardaklık su kalsın. Hâlbuki elde bir bardak bulunsa her şey çözümlenecek.

Yabancı dil uzmanları, her medeniyetin eşyaya ve hadiselere farklı bakış açısı olduğunu, o yabancı dili öğrenenin de, seçici olmadığı takdirde bundan etkileneceğini kabul ediyorlar. Ve o kültürün iktisadi, teknolojik ve sosyal üstünlüğü karşısında ezileceğini anlatıyorlar. Bu arada yanlış bir dil politikasıyla (işin sosyal yönünü kastediyoruz) körü körüne bir taklid furyasının da çıkması tabiî. Mukaddime yazarı îbn-i Haldun, bu taklidin sebeplerini şöyle sıralıyor: "Şuursuz bir hayranlık ve galiplerin başarı sırrını, onların bazı âdet ve müesseselerinde arama. Bunları benimsediği ölçüde de başarıya ulaşacağını zannetme." Hâlbuki A.L. Castellan'ın "Lettres sur La Grece. I'Hellespont ef Constantinople" ismindeki eserinin 1811 Paris baskısının ikinci cildinin 69'uncu sahifesinde, eski üstünlük şuurumuzun dil sahasındaki bir tecellisi şöyle izah edilir:

"Türkler Türkçeden başka bir dil kullandıkları takdirde vakar ve haysiyetlerini ihlâl etmiş olacaklarına kânidirler." O günden bugüne çok şey değişti... Dünyaya hâkim olduğumuz devirlerde, kendi dilimiz dışındaki dilleri kullanmak bir haysiyetsizlikti; şimdi kimlik bunalımı çukurunda debelenmemizin son demlerini yaşarken, bu haysiyetsizlik sadece dil konusunda mı? Bu da, doğrusunu isterseniz, kültür emperyalizminin ayrı bir buudu ve başka bir araştırma mevzuu. Yabancı dil öğreniminde batının kültür ve medeniyetini tanımanın, o konunun uzmanlarının, yani "21. Asrın Akıncıları" nın işi olduğuna inanıyoruz. O zaman yabancı dildeki yayınları takip edecek bir doktor veya mühendise, yabancı dil derslerinde, ipe sapa gelmez konularda veya en azından kendilerini ilgilendirmeyen konularda bir şeyler vermenin lüzumsuz olduğu açık. Öğretim iki yönde hatalı:

1.Okuyup anlama gibi bir dil becerisi yerine, mühendise bütün beceriler verilmeye çalışılıyor. Oysa bu insan sadece yabancı (sözlü-basılı) yayınları takip edecek.
2.Hâkim olan tekniğe göre "Bir insan koşmadan önce emekler" prensibi esas.
Ama yabancı dilde gayeye göre ihtisaslaşma olması gerektiği için bu metot göle maya çalmak gibi birşey oluyor. Dolayısıyla bu "emekleme" senelerce sürüp, İnsanı kötürüm bırakıyor. Peki çözüm. Gayet basit: Yabancı dilde yazılmış bir parçayı anlamada çekilen güçlük nerdedir?

Terimlerdedir... Cümleler zaten bilindiği kadarıyla yabancı dilin cümleleri ve bir tek terimler ayrı ve yeni. Bunların neredeyse hepsi isim köklü kelimeler. Çok ufak bir kısmı sıfat veya fiildir. Kişi bu terimleri öğrenirse, yabancı bir metni rahatça anlayabilir veya bir konuşmayı takip edebilir.

Metindeki cümlelerin yapısı da önceden az bir gramer bilgisiyle çözülebilir.

(“dil bilmek" mefhumuna da açıklık getirelim. Aslında "dil bilmek, diye birşey yoktur!" dersek hata etmiş olmayız. "Dildeki bazı becerileri bilmek" sözü daha doğru olabilir. Bunları da: Dinleyip-anlama, okuyup-anlama, söyleyip-anlatma ve yazıp-anlatma şeklinde dört grupta toplayabiliriz.)

Buraya kadar problemlerle birlikte alternatif çözümleri de verdik. Ama yabancı dil öğretiminin lüzumuna inandığımızı da belirtelim. Günümüzde acı da olsa iktisadî ve teknolojik alanda balının bizden ileride olduğunu görüyor, bunun için rakiplerimizi yakından takip etmenin önemini biliyoruz. Yeni var oluşlara gebe dünyamız, yeni bir insan tipine de gebe. "Yeni insan, ruhunun kökleri çok derin, içinde yaşadığı dünya itibariyle de çok yönlüdür. O, ilimden sanata, teknolojiden metafiziğe, her sahada söz sahibi ve kendini alâkadar eden her mesele ile içlidışlıdır." Bu noktada yabancı dilin zaruretini anlıyoruz.

Doğru, "bir dil bir adam" ama bir dili kullanıp da faydalanma şartı ile. Yoksa şimdiki durumda olduğu gibi, "çok kişiye az dil" demek "hiç kimseye, hiç bir dil" demektir. Hâlbuki "az kişiye çok dil" prensibi dikkate alınsa, işler yoluna girecektir.

Çözümlerin kısa bir özetini yapacak olursak... Birincisi önce "niçin" sualini öne geçirmek, "nasıl" sorusunu arka sıraya atmak. İkincisi; bilgi ile beceri arasında kesin bir ayırım yapıp, ikisini birbirine karıştırmamak. Üçüncüsü; yabancı dili bütün cepheleriyle aynı anda birden öğretmeye kalkışmamak.

Ö.Faruk ŞAHİN



__________________
İnciden den incinme incidenden
Kemal den noksan imiş incilen incidenden
ab-ı hayat isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13.10.08   #2
SüperModeratör
Points: 8.510, Level: 39
Points: 8.510, Level: 39 Points: 8.510, Level: 39 Points: 8.510, Level: 39
Activity: 28%
Activity: 28% Activity: 28% Activity: 28%
 
azade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Cevap: İki İnsan Olmak İster misiniz?

çok uzun bir yazıydı ama ana teması belli nasıl bir di öğreniyoruz yada doğrusu öğrendimizi zan ediyoruz...

dil öğreneceğiz diye dilimizi katlediyor mabeynimizde tarzanca adı verilen acı bir meyveyle kalakalıyoruz...

teşekkürler





__________________
Dünya bir gündür... O da bugündür... Rabbim, dönüş yalnız Sana'dır...

Bugünü düşünürüm, dün geçti yarın var mı?
gençliğime de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı?
azade isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
insan, ister, misiniz?, olmak

Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:49 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.


| Magazin | Oyun | Abdera | SiberDost.com | Forum |


Inactive Reminders By Icora Web Design

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226