![]() |
|
|
#21 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Profesör, fakültelerinin en iyi iki öğrencisini kutlarken bir soru yöneltmiş. Eşkenar bir üçgenin iki köşesindesiniz. Üçüncü köşede de hayal edebileceğiniz kadar büyük bir ödül var. Yaklaşma kuralı ise; her hareketinizde kalan mesafenin yarısı kadar ilerleyip 1 saniye durmak.
"Başla" komutundan sonra biri derhal harekete geçmiş ama diğeri yerinden bile kıpırdamamış. Profesör yerinden kıpırdamayana sormuş. O da "Bu kurala göre sonsuza kadar çabalasanız bile amaca ulaşmak mümkün değil" diye cevap vermiş. Bu sefer hoca diğerine yönelmiş: "Peki sen bu basit gerçeği bilmiyor musun, neden koşturup duruyorsun?" Öğrenci mutlu bir ifade ile şöyle cevap vermiş. "Tabii ki sonsuza kadar uğraşsam da ulaşamam... ama yeterince yaklaşabilirim" |
|
|
|
|
|
#22 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Antik bir Hint masalı vardır, çok eski ama çok büyük bir öneme sahip bir öyküdür. Çok büyük ama aptal bir kral sert zeminin ayağını acıttığını söyleyip tüm krallığın sığır derisiyle kaplanmasını emretti. Ancak sarayın soytarısı bu fikre kahkahalarla güldü; Gülerken de: "En basitinden komik." diyordu.
Kral çok kızdı ve soytarıya: "Bana daha iyi bir seçenek göster yoksa öldürüleceksin." Soytarı, "Efendim küçük bir sığır derisi parçasını kesip ayağınızı kaplayın" dedi. Ve ayakkabılar bu şekilde doğdu. |
|
|
|
|
|
#23 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
GURURA KAPILANLAR,BÜYÜK KONUŞMALARININ BEDELİNİ AĞIR BİR BİÇİMDE ÖDERLER..AKILLI OLMAYI DA BÖYLELİKLE ANCAK YAŞLANINCA ÖĞRENİRLER . . .
SOPHOKLES |
|
|
|
|
|
#24 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Generalim, sizin tank da ne tank hani!
Ormanı yerle bir edebilir, yüz kişiyi ezebilir. Ama bir kusuru var; Bir sürücü ister. Generalim, yaman bir uçan kale şu ilerdeki. Rüzgârdan hızlı uçar, filden çok yük taşır. Ama bir kusuru var: Bir pilot ister. Generalim, yararlı bir yaratıktır insan. Uçabilir, öldürebilir. Ama bir kusuru var; Düşünebilir de. Bertolt Brecht |
|
|
|
|
|
#25 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Hayatınız nerede biterse, orada tamam olmuştur. Hayatın değeri uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır: Öyle uzun yaşamışlar var ki, pek az yaşamışlardır. Şunu anlamakta geç kalmayın: Doya doya yaşamak yılların çokluğuna değil, sizin gücünüze bağlıdır. Her gün gittiğiniz yere hiçbir gün varmayacağınızı mı sanıyorsunuz? Avunabilmek için eş dost istiyorsanız, herkes de sizin gittiğiniz yere gitmiyor mu?
Montaigne |
|
|
|
|
|
#26 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Birlikte öğrendik seninle
Avcumuzda yüreği çarpan Kuşa sevgiyi Elele duyduk kumsalda denizin Milyon yılda yonttuğu Taşa sevgiyi Tırtılları tanıdık seninle baharda Tırtılken daha sevmeyi öğrendik Sevgiden üreyen kelebeği Toprağı evimiz gibi sevdik seninle Birlikte sevdik kuru toprakta Ev küren köstebeği Köstebeğinden toprağına taşına Tırtılından kelebeğine kuşuna Elele sevdik bu dünyayı Acısıyla sevinciyle sevdik Yazıyla kışıyla sevdik Köy-köy ülke-ülke Gökler gibi sardı dünyayı Yağmur gibi sızdı dünyaya Dünya kadar oldu sevgimiz Elele büyütüp elele derdik Elele derip insana verdik Verdikçe çoğalan sevgimizi Bülent Ecevit 1980 |
|
|
|
|
|
#27 | |
|
Üye
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 88
Tecrübe Puanı: 8
![]() |
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#28 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Satış elemanlarına kurslarda çok anlatılan bir öyküdür...
Dünya çapında bir yarışma düzenlenmiş: “En iyi satışı kim yapacak?” Her kıtadan binlerce kişi katılmış. Jüri, zorluk çekmeden seçmiş dereceye girenleri. Yarışın birinciliğini Amerikalı bir beyaz eşya satıcısı kazanmış. Adam gitmiş, “Eskimo’ya bir buzdolabı satmış!...” İkinciliği ise İskoçyalı bir oto satıcısı kazanmış. Onun becerisi de, “Denizin ortasındaki bir fener bekçisine Mercedes satmak!...” Üçüncülüğü ise bir Fransız şarap satıcısı almış. Fransız satıcı, iflas etmekte olan bir şarap firmasını kurtarmış. Yaptığı iş de, şişelerin üzerine “Örümcek ağı” deseni koymak. Örümcek ağını gören, “Şarabın yıllanmışlığına inanmış!...” |
|
|
|
|
|
#29 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Zamanın birinde genç bir Kadı varmış.
Kendine güvenen, doğruya doğru diyebilen bir kasaba Kadı’sı... Bir gün yolu şehre düşmüş Kadı’nın.. Atlamış at arabasına çoluk-çocuk gelmişler. Kılından taviz vermezmiş Kadı! Arabasını şehrin tam ortasındaki bir çarşı kenarına park etmiş. Çarşı esnafından önce, devletin görevlileri kendisini uyarmışlar: “Aman efendim, burası park yeri değil!...” Kadı ya, “Bana ne değilse, nereye istersem oraya park ederim...” Görevli tekrar uyarmış: “Aman Kadı efendi, madem Kadı’sınız sizin daha duyarlı olmanız gerekmez mi?” Kadı ya, “Sana ne, istediğim yere koyarım atımı da, arabamı da!...” Bu kez çevredeki esnaf toplanmış, Kadı’nın üzerine yürümüşler ama, tam o anda zabitler gelmiş. Ve sormuşlar: “Olay nedir?” Herkes anlatmış. Zabitler hemen devletin görevlisini alıp karakola götürmüşler. Kadı da davacı olmuş. Devletin görevlisi ne yapsın? Çaresiz!... Tepesine binmişler!... Öteki Kadı ya, adamcağız “Kadı’lar Üstü Kurul”dan izin almadan karşı dava açamıyormuş!... “Çekmiş yıllarca çileyi...” Galiba, “Osmanlı Devleti de böyle yıkılıp gitmiş!...” |
|
|
|
|
|
#30 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Leonardo da Vinci 'Son Akşam Yemeği' isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı... İyi'yi İsa'nın bedeninde, Kötü'yü de İsa'nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı...
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı... Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti..Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi.. Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı.. Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.. Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu.. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.. Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi... Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu.. Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan adam gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi: 'Ben bu resmi daha önce gördüm'... 'Ne zaman diye sordu' Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı. 'Üç yıl önce adam... Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti'.. İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır… Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır... |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
|
|