![]() |
|
|
#1 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
"Yazarın ölümlüye göre üstünlüğü, hikayenin sonunu bilerek başlamasıdır; oysa ölümlü için hikayenin sonu sadece yazgısına terk edilmiştir. İşte bu nedenle, sonumu kaderin atacağı zarlara bırakmamak için yazmaya başladım. Yani yaşamak, ölmemek, yaşamla baş edebilecek bir yazgı edinmek için."
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Romalı komutan,imparatora isyan ettiği için ölümle cezalandırılır...Roma geleneklerine göre,arenada yüzlerce insanın gözleri önünde,kendi yaşamına kendi elleriyle son verecektir...Komutan, o son anda bıçağı kendi vücuduna saplayamaz.Korku,gelir ve yerleşir yüz çizgilerine...Tam bu sırada arenada toplanmış yüzlerce insanın bakışları arasında,bir kadın arenanın ortasına doğru yürümeye başlar.Komutanın korku ve şaşkınlık dolu gözlerine bakar, onun elindeki bıçağı alır,kendi karnına saplayıp çıkarır ve tekrar komutana uzatır..."Non dole."der...Bak acımıyor." Kocasının yüzlerce insanın önünde korkmasına ve aciz duruma düşmesine dayanamayan, komutanın cesur karısıdır o kadın...
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Ey siz, Aşk yolundan geçenler,
durun ve bakın, var mı bir dert derdim gibi ağır; tek ricam şu, sabırla dinleyin beni, ve düşünün sonra; ben miyim her azabın sığınak ve anahtarı. Az buçuk iyiliğim değil benim, onun kendi soyluluğu, sunduysa bu hayatı bana Aşk, öyle hoş ve tatlı ki duyardım, derlerdi arkamdan sık sık, "Tanrım, hangi değim yeğni kılar bu adamın yüreğini?" DANTE ALİGHİERİ |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Bencil duygular ay tutulmasının ayı gölgelediği gibi insan aklının sükünunu bozar,soğuk havanın nilüfer çiçeğini dondurduğu gibi erdemlerimizi yok eder,sonbahar rüzgarının bulutları alıp götürdüğü gibi huzurumuzu kaçırır,bunun için bencil duygulardan uzak durmalıyız.
Her kısmı bir başka mahluka fayda sağlayan ağaç,şayanı-taktir bir bitkidir;yeşil saçakları dizi dizi kuşları barındırır,geyik onun gölgesinde uyuklar,çiçeklerine arılar konar,oyuklarında böcekler beslenir,neşeli maymunlar onun gövdesini kucaklar,böyle olmayan ağaçlar nafile yer tutar. |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Sevginin gerçek karşıtı Korkudur.
İnsan sevgiyle büyür, korkuyla küçülür. İnsan, korkuyla kapanır, sevgiyle açılır. İnsan korkuda şüphelenir, sevgide güvenir. |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Adem, yalnızlıktan fena halde sıkılmaya başlayınca Tanrı "Sana bir kadın yaratacağım" demiş.
"Kadın mı? O da ne?" demiş Adem. Hemen yanıt gelmiş: "En müthiş rüyalarında bile görmediğin kadar güzel bir yaratık. Sadece seni mutlu etmek için yaşayacak.." Şaşırmış Adem! Ama o güzel sözler devam etmiş: -Sabahtan akşama yolunu gözleyecek. En güvenilir arkadaşın, en muhteşem sevgilin olacak. Sohbetine doyamayacaksın. Dünyanın en çeşitli ve en lezzetli yemeklerini yapacak. Sana çocuklar yetiştirecek. Tüm bu sözlerden sonra "Vay canına" demiş Adem: "Harika!" peki yüce Tanrım bu kadın dediğin şeyi nasıl yapacaksın?" Yanıt: "Bacaklarından birini alacağım, ondan sana kadın yapacağım…" Bir an düşünmüş Adem ve sormuş: "Bir kaburga kemiği versem, nasıl bir şey olur?" |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
"...bir kadını ağlatırken çok dikkat edin, çünkü Tanrı gözyaşlarını sayar! Kadın erkeğin kaburgasından yaratıldı, ayaklarından yaratılmadı, öyle olsaydı ezilirdi; üstün olmasın diye başından da yaratılmadı. Ama göğsünden yaratıldı, eşit olsun diye.. Kolun biraz altından korunsun diye ..... kalp hizasından sevilsin diye.''
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Öyle bir hayat yaşıyorum ki , Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de Bazıları seyrederken hayatı en önden Kendime bir sahne buldum oynadım Öyle bir rol vermişler ki Okudum okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde Hem kızdım hem güldüm halime Sonra dedim ki "söz ver kendine " Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım Öyle çok değerliymiş ki zaman Hep acele etmem bundandı Anladım... NİETZSCHE |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Nemrud İbrahim Peygamber'in ateşte yakılması emrini verdikten sonra meydan yere odunlardan büyük bir yığın yapılmış. Odunları tutuşturmuşlar sonra. Alevler o kadar yükselmiş ki bulutların tutuşacağını sanmış çocuklar. Korkmuş kaçmış bütün hayvanlar. İbrahim Peygamber'i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış askerler. Atacaklarmış ki Nemrud'un ne güçlü bir kral olduğunu anlasın, görsün; bir daha ona karşı gelmesin İbrahim Peygamber.
Bu sırada bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile koşa koşa gidiyormuş. Hem de boyu göklere varan cehennem ateşine doğru. Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş hemen yanına yanaşıp: "Bu acelen niye? Nereye böyle?" Ağzında bir damla su taşıyan karınca o bir damlayı ellerinin arasına alıp, "Duymadın mı" demiş. "Nemrud, İbrahim Peygamber'i ateşte yakacakmış. İşte ateşin olduğu yere su götürüyorum." Bu sözleri duyan karınca kendini tutamayarak uluorta kahkahalarla gülmeye başlamış. "Sen şu ateşe dönüp yüzünü hiç bakmadın mı?" diye sormuş. "Ne kadar büyük. Senin bir damla suyun ona ne yapabilir ki?" Su taşıyan karınca, "olsun" demiş. "Hiç olmazsa kimin safında olduğum anlaşılır." |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
“Narkissos”, son derece yakışıklı bir gençmiş.
Ama kendi güzelliğine aşıkmış. Hatta öylesine aşıkmış ki, her gün bir gölün sularında kendi güzelliğini seyretmeye bayılırmış. Bu yakışıklı delikanlı, günün birinde kendisini sularda izlerken göle düşüp boğulmuş. Aradan bir süre geçtikten sonra tatlı su gölünün kıyısına orman tanrıçaları “Oreas”lar gelmiş. Ne görsünler ki! Göl, acı gözyaşı kavanozuna dönüşmüş ağlıyor. Neden ağladığını sormuşlar: Hıçkırıklarla yanıtlamış göl: “Narkissos için ağlıyorum.” Şaşırmış Oreas’lar: “Bizler ormanda boşu boşuna onun peşinden dolaşıp durduk ama, güzelliğini yalnızca sen yakından gördün...” Bu kez göl şaşırmış: “Narkissos yakışıklı bir genç miydi?” “Bunu senden iyi kim bilir ki” demiş tanrıçalar. Göl, bir süre sessiz kalmış ve sonra konuşmuş: “Onun yakışıklı olduğunu hiç farketmedim.” Tanrıça Oreas’lar merakla beklemişler gölün son sözlerini, o da ağlayarak bitirmiş: “Çünkü, sularıma eğildiği zaman gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimi görüyordum...” ......... Bu öykü gerçekten düşündürüyor insanı. Acaba çevremizde kimbilir ne “narkis”ler vardır! Onlar bizim gözlerimizin içine bakarken, göl gibi kendimizi görür, gerçek yüzlerini göremeyiz! Oscar Wilde . . |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
|
|