![]() |
|
|
#1 | ||||||||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 484
Tecrübe Puanı: 6
![]() |
Nazan Bekiroğlu’nun Yûsuf ile Züleyha’sını okudunuz mu?..
Masal tadında masal değil.. Şiir tadında şiir değil.. Hikaye desem; olmamazlık ihtimali hiç yok.. Çünkü kahramanlar gerçek ve hatta günümüz uzantılı.. “Ahsen’ul Kasas” olarak bilinen bu meşhur kıssa, O’nun(cc) bize anlattığı, herşeyden önce.. O’ndan olan, O’na götüren... Bin hikmet, bin hisse, bin sır; hâlâ çözülemeyen... Öteler ötesinden kalbe uzanan çizgide, Böylesine ince sırları, Böylesine çok bilinen bir kıssayı, Hiç bilinmezmişçesine, Üstelik su içme rahatlığında, usta kalemiyle bize okutturan, Hayır, hayır.. Gönüllerimizi ıslatan NAZAN BEKİROĞLU’NA BİN TEŞEKKÜR.. Fazla uzatmadan sizi kitabın önsözüyle başbaşa bırakayım; Alın okuyun.. Çöl ortasında gül bahçelerine uyanın.. Maddeden mânâya kapılar aralayın.. O’nu bulun kısaca.. O’na varın ...
__________________
KahRoLsun, bu kaLdıRım, bu nezaket, mutLuLuk diLekLeRi canım yanıyoR canım, biLdiğin gibi değiL... |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#2 | ||||||||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 484
Tecrübe Puanı: 6
![]() |
SÖZ BAŞI
Bismihû... Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla.. Önce söz vardı, hayat sonradan geldi.. Önce çile vardı, ihsan arkadan geldi.. Önce iştiyak, arkadan sebat geldi.. Sözün yaradılışı Züleyha’nın yaratılışından evveldi. Âdem, ki O’na bütün isimler öğretildi. Yûsuf’un kaderi Züleyha’ya tecelli.. Züleyha’nın kaderi Yûsuf’a tecelli. Kuyu... Zindan... Kuyu.. Zindan.. Önce çile arkadan ihsan.. Züleyha vazgeçti mi maşukundan?.. Mülk gibi söz de, ne senin ne benim.. Cümle gibi aşk da ne senin ne benim.. Söz de, Aşk da, Ne benim ne senin.. Bir yaz sabahına doğan ve su değdiğinde kokusunu salan kırmızı sardunya, Ağustos göklerinde başımın üzerinden geçen bulut, Mayıs gülü, Işıklı nisan yağmuru Ne kadar Allah’tansa, Mülk gibi söz de ve aşk da O’ndan.. “Sen” tahtına yazıcı kimi oturtsa da, beşerî bir sevgili ya da cismanî bir aşk gibi görünen, hiçbir yol O’ndan özgeye çıkmıyor aslında.. “Gönül tahtına O’ndan özge sultan” olmuyor.. Değil mi ki herşey O’ndan, Gidecek yer yok O’ndan başka.. Gelinen yer yok O’ndan başka.. İnsan o ki, O’ndan başkasını sevemez sevginin mahiyeti icabı.. O’ndan başkasını bilemez bilginin mahiyeti icabı.. Işık ki tek kaynaktan dağılır; Işığa yakın olan aydınlık, uzakta kalan karanlıktır.. Herşeyin O’ndan olması ve ışığın tek kaynaktan dağılıyor olması O’ndan başkasının bilinme ve sevilme ihtimalini tümden yok eder.. Kimi zaman sevdiğimizin ne olduğunu bilmeden severiz.. Ve insan henüz neyi sevdiğini bilmediği böyle zamanlarda,O’ndan başkasını sevdiğini zannedebilir: Bir çiçeği, bir kuşu, Denizi, yağmuru, Gökyüzünü, yazıyı, Yazıyı yazanı, kalemi tutanı, Bir yaratılmışı hasılı.... Söz gelimi Leylâ Mecnun’u, Şirin Ferhad’ı, Züleyha Yûsuf’u sevdiğini zannedebilir. Oysa sevmek, en fazla, neyi sevdiğini fark etmek demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir.. Çünkü ışığın kaynağı tektir ve, kim aydınlığının kendinden menkul olduğunu iddia edebilir?.. Her aşk O’na çıkar sonunda.. O’ndan başkasını sevmek imkansız gibidir.. Seven neyi sevdiğini bilse de bu böyledir.. Bu yüzden değil mi ki kendini kaybetmek gibi görünen aşk, aslında kendini bilmek.. İstese de insan O’ndan özgeyi sevme şansı yok.. Şans sözcüğü yok lügatlarda bundan böyle, O’ndan özgeyi sevme ihtimali yok.. Ve neyi sevdiğini bilenle bilmeyen arasındaki fark, sadece bilmenin bilincinden ibaret.. Küçük bir biliş farkı, Mülk gibi aşk da Allah’tan.. Ruhun da O, kalbin de O, aklın da O.. Tenin de O, canın da O, cismin de O.. Ve aradan perdeleri kaldırarak O’nu bilmek olarak tanımlanan şey, bu seyr-ü sefer, sadece O’nu bilmeyi bilmenin sancısından ibaret.. Sevginin yanılgısı yok.. Yanlış olan, neyi sevdiğini bilmemek ve yolu yanlış çizmek.. Hangi kaynaktan geldiğini suyun, hangi dağın üstünden döküldüğünü aydınlığın, bilmemek.. Bilmemek yanlış kılar sevgiyi.. Züleyha ki Yûsuf’u sevdi. İbtida, neyi ve kimi sevdiğini bilmedi.. Sonra aşkın kaynağını bildi; Yûsuf’u değil, Yûsuf’ta tecellâ eden nuru sevdiğini farketti.. Yûsuf da, ki rüyasında güneş, ay ve on bir yıldız O’na secde etmişti, bir kuyuya atılmış ve kendisine zindanda rüya yorumu verilmişti, önce aşkın kaynağını bildi, sonra nurun Züleyha sûretinde tecellâ ettiğini fark etti.. Biri sûretten nura yükselirken, diğeri nurun sûrette tecellâ ettiğini idrak etti.. İşte bütün hikaye... Kim düştü kuyuya, Yûsuf mu?.. Yakub mu?.. Züleyha mı?.. Zindan kimin kaderi?... Yûsuf’un mu?.. Yakub’un mu?.. Yoksa Züleyha’nın mı?.. Yûsuf, Yakub ve Züleyha yok aslında... Hepsi BİR, Hepsi O BİR.. Hepsi TEK BİR... Nazan Bekiroğlu Yûsuf ile Züleyha// Kalbin üzerinde titreyen hüzün Timaş Yayınları
__________________
KahRoLsun, bu kaLdıRım, bu nezaket, mutLuLuk diLekLeRi canım yanıyoR canım, biLdiğin gibi değiL... |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#3 | ||||||||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 484
Tecrübe Puanı: 6
![]() |
Kuyularda yalnızsan korkma, kıssan yazılıyordur kıyamete kadar okunmak için… Yüzünden okunur Yusuf yüreğin… Yazman için güzel sabrı şükürle süsle ve hayata Yusufi imzanı at: “teveffeni müslimen"
herkesin içerisinde eksik bir Yusuf vardır...
__________________
KahRoLsun, bu kaLdıRım, bu nezaket, mutLuLuk diLekLeRi canım yanıyoR canım, biLdiğin gibi değiL... |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#4 | ||||||||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 484
Tecrübe Puanı: 6
![]() |
"kuyu Yusuf'la aydınlıktır. Karanlık dışarıda kalanın payına düşer"
__________________
KahRoLsun, bu kaLdıRım, bu nezaket, mutLuLuk diLekLeRi canım yanıyoR canım, biLdiğin gibi değiL... |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#5 | ||||||||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 484
Tecrübe Puanı: 6
![]() |
Kollukçular Yusuf'u alıp götürdükten ve hüzünlü gece Nil'in üzerinde bir ürperti gibi asılı kaldıktan sonra hiç uyumadan ertesi sabahı buldu
Züleyha ama, hayatı her zamanki tadında bulmadı. İçten içe derin bir öfke önce, sonra nedeni belirsiz bir kendinden hoşnutsuzluk hali. Her zaman doğruyu gösteren yürekte istikamet tayini. Aşkını düşündü Züleyha, şimdiye kadar hiç düşünemediği hallerdeydi. Tapınaklarda genç rahiplerin buhur yakma görevini yerine getirmesinden bile erken saatte Züleyha ırmağa bakarak düşünmeye başladı. İlk kez Nil'in güllerinden yapılmaz tacını başına, yasemenden bileziğini ayağına takmamıştı. Züleyha ilk kez gece kadar sade sabah kadar yalındı. Yusuf,dedi Züleyha, sen benim, evvel düşen şehrimsin, ahir düşen şehrimsin. Ezel düşen şehrimsin, ebed düşen şehrimsin. Yusuf,dedi Züleyha; kalbim sen, benimsin yalnız benimsin,kalbin ben,seninim yalnızca seninim. Yusuf, dedi Züleyha, sen masumsun, sen de bilirsin, ben de bilirim. Şu dört duvar, şu sıkı sıkı kapalı kapı,döşemenin üzerinde ezilen sarı gülün yaprakları tanık ki suçun yok senin. Fakat güzelsin. Güzelliğin yoruyor beni, çünkü mümkünü var, suret kasrında bir suret değilsin. Suçlu değilsen de bana, beni suçlu kılacak kadar güzelsin. Mümkünü olan bir güzelliğin sahibiysen Yusuf, ve bu güzellik yoruyorsa beni, sen dünyanın en masum mücrimisin. Suçlu,suçunu her zaman bilerek işlemez Yusuf ve güzellik bazen suça dönüşür. Yaratılmışların en güzeli karşısında,ruhum kadar bedenim,kalbim kadar kalbimden çıkıp da bütün bedenimi deveran eden kanım ve damarlarım,ve bütün zerrelerim akıyorsa sana, ben de dünyanın en mücrim masumu değil miyim? Çünkü, dedi Züleyha, güzelliğin bir derin kuyu senin. Bir düşenin kurtuluşu kolay olmaz.Ne mutlu kalbine sen düşene,ve ne mutlu senin kalbine düşene. Tufandan kurtulmak için kendi derinliğine akan bir ırmak gibi; akmasam sana ölürdüm Yusuf, aktım, yine öldüm. Kendi ölümümün şeklini seçmem özgürlüğümse susarak ölmeyi değil,söyleyerek ölmeyi seçtim. Tortulanarak ve bulanarak değil,taşarak ve coşarak ölmeyi istedim. Hükmümün Yusuf olduğu yerde ölümlü olduğumu bildim. Ve yine dirilecek olmamın emniyetiyle ölümlü oluşumu çok sevdim. Yusuf,dedi Züleyha, bütün bir hayat, kınanma, horlanma, yitirme,her şey kalbimin üzerinden geçecek ve ben kalbimin altında kalacağım. Bana dair ve bana rağmen var olan bir dünyada büyüklüğü,yitirdiklerinin çokluğuyla ölçülen bir Züleyha kalbi olacağım. Senin zindan karanlığın benim özgür aydınlığıma denk düşecek, o kadar ki karanlık olacağım Sancıyla elimi attığım fundalıklar mavi çiçeklere dönüşmedi henüz, ama aslolan kalp olacak ve hayatı sonradan bulacağım. Yusuf,dedi Züleyha, aşk zorlu bir sınav,ben bu sınavı en baştan ve gönüllü mü kaybettim? Hayır işte! Yitirmiş görünsem de kazancımsın sen benim. Ve şer gibi görünsem de göreceksin,yitirdiğin ne varsa benim sana açtığım kuyuda,hayrın olacağım sonunda. Yusuf,dedi Züleyha, sana, gel kaderim ol, demem. O kadar ki, güldeki sevda, çöldeki ateş, denizdeki su kadar kadersin bana. Bak alnına, iki kaşının ortasına. Orada benim mührüm var. Alnımın yazısı olduğun kadar, alnına da yazıyım. Değil mi ki sen Yusuf güzelisin, gömleğin çoktan yırtık senin. Ve değil mi ki ben tecelli etmesem eksik kalır sana dair kader. "Senin kaderin benim tecellim.", kaderimde zindan varsa, Yusufluğum su götürmez benim.
__________________
KahRoLsun, bu kaLdıRım, bu nezaket, mutLuLuk diLekLeRi canım yanıyoR canım, biLdiğin gibi değiL... |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#6 | ||||||||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 484
Tecrübe Puanı: 6
![]() |
Bak alnına, iki kaşının ortasına. Orada benim mührüm var. Alnımın yazısı olduğun kadar, alnına da yazıyım.
acı ne yusuftan züleyhaya nede züleyhadan yusufa acı yaşadığın sürece aşk gibi gölge gibi yanında.. herkezin acısı züleyhayı anladığı kadar.. gel ben ben isem nesin sen ey yar, gel sen sen isen ben ağlatan neyim..
__________________
KahRoLsun, bu kaLdıRım, bu nezaket, mutLuLuk diLekLeRi canım yanıyoR canım, biLdiğin gibi değiL... |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#7 | ||||||||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 484
Tecrübe Puanı: 6
![]() |
“Kenan yüzlü bir çocuk mu yanardı içinde Züleyha
Bir çocuk muydu yakan tenini, Ruhunu… Bu neyin sancısıydı? Bu neyin acısıydı? Nil akardı gözlerinden Züleyha… Bu ne menem sevdaydı?”
__________________
KahRoLsun, bu kaLdıRım, bu nezaket, mutLuLuk diLekLeRi canım yanıyoR canım, biLdiğin gibi değiL... |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#8 | ||||||||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 484
Tecrübe Puanı: 6
![]() |
Kim derdi ki bu çocuk
/Güzelliği Kenan’a bedel Kenan kadar güzel Kenan yüzlü…Yusuf/ Bir gün gözü olacakta babanın, on – bir - kardeş ona gölge… Ama güneş kesmeyeninden… Ama zindan Ama zulüm Ama kuyu…Ama kin…Ama öfke… /Bir öfke ki ; görmeyen,aman dinlemeyen…Ama…/ Yusuf…cuk Sen kuyular harcısın… Böyle verildi ferman Katli kardeş elinden… Arkada bir Kenan kenti ufalır… uzaklaştıkça On kardeş, bir Yusuf… /Evde kalan - Elde kalan Bünyamin…Bünyamin ; Kenan’ın öteki yüzü/ Bir güneş döner durur alıcı kuşlar gibi Sarı Sıcakça… Gerdi yayı abisi... Bıraktı oku... Ceylan koştu koş Yusuf Ceylan koşulu Yusuf soluk soluğa Ceylan düştü Gözlerine baktı Yusuf küstü… Ufacık bir Yusuf kalbi iki damla yaş olup ellerine döküldü Ufacık bir ceylan kalbi… Gömleğine sar Yusuf… Su çek Yusuf kuyudan Ellerimiz kana bulaşacak ...............Birazdan…
__________________
KahRoLsun, bu kaLdıRım, bu nezaket, mutLuLuk diLekLeRi canım yanıyoR canım, biLdiğin gibi değiL... |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#9 | ||||||||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 484
Tecrübe Puanı: 6
![]() |
züleyha'nın ilk duası Rabbini bilen Züleyha ilk dua olarak hemen oracıkta, Rabbim, gözlerimden bu acıyı kim silecek benim? Kim yıkayacak gözlerimin içini? Kim yıkayacak acılarla dolan kalbimi Hemen arkasından da, olsun,dedi. Rabbim, her şeye razıyım. Hepsine razıyım. Yeter ki aşktan azad etme kalbimi. Yeter ki göz yaşlarımın serininde yıka içimi. Göz yaşlarımı ve aşkımı alma, onlar bende kalsın.Bedel olsun. Ödül olsun. Bağış olsun. Yoksulluğum zenginliğim olsun. Aşkım yeter, muhabbet denizinin kıyıları ne denli sınırsızmış göreyim. Aşkım yeter varlığımın anlamı neymiş, çözeyim. Yeter aşkım, yeter ki aşkımın kalbime düştüğü yere kadar yükseleyim. Aşkım yeter, tenimin kafesiyle düştüğüm kuyudan aşkımın tüyleriyle yükseleyim. Aşkım yeter,tenimin beni hapsettiği zindandan aşkımın kanatlarıyla geçip gideyim. Aşkla var olduğum yerde yine aşkla yok olayım. Rabbim,acıya razıyım ama gözyaşım bende kalsın.Razıyım yoklukta var olayım. Yitirdikçe bulayım. Öldükçe doğayım. Canım çekildikçe aradan saf aşktan ibaret kalayım. Rabbim, çıkar aradan takılıp kaldığım tenimi,kaldır aradan saf aşkla aramdaki perdeleri. -Nazan Bekiroğlu-
__________________
KahRoLsun, bu kaLdıRım, bu nezaket, mutLuLuk diLekLeRi canım yanıyoR canım, biLdiğin gibi değiL... |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#10 | ||||||||||||||
|
Tecrübeli Üye
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 484
Tecrübe Puanı: 6
![]() |
Mesnevi bahçelerinin diretmiş dildarı Merhaba!
Mana aleminden kağıda düşen kelama Bismillah! Kaleme inşirah veren nun'a Bismillah! Nun'un nakşı bir ah'a Bismillah! Bir ah çekip de derundan kalbime buluverdiğim Gül-i siyaha Bismillah! Şimdi ben, YUSUF, tut ki Mısr'a azizim, efendiyim boynumdaki künyede hala vasfım yazılı: ZÜLEYHA'ya köleyim...
__________________
KahRoLsun, bu kaLdıRım, bu nezaket, mutLuLuk diLekLeRi canım yanıyoR canım, biLdiğin gibi değiL... |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
![]() |
| Seçenekler | |
|
|