ForumPaylas.net
 

Geri git   ForumPaylas.net > Edebiyat ve Sanat > Şairler ve Şiirleri
Şifremi Unuttum? Üye Ol!

Magazin



Cevapla
 
Seçenekler
Alt 27.03.08   #1
SüperModeratör
Points: 8.510, Level: 39
Points: 8.510, Level: 39 Points: 8.510, Level: 39 Points: 8.510, Level: 39
Activity: 28%
Activity: 28% Activity: 28% Activity: 28%
 
azade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Arrow Murathan Mungan



Murathan Mungan'ın Hayatı (1955 - ...)




21 Nisan 1955'de İstanbul'da doğdu. Orta öğrenimini Mardin Lisesi'nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Bölümü'ne devam etti. Devlet Tiyatrolarında ve Şehir Tiyatrosu’nda dramaturg olarak çalıştı. Çeşitli dergi ve gazetelerde şiirleri, öyküleri ve tiyatro üzerine yazıları yayınlandı.
İlk oyunu Mahmud ile Yezida ile Türkiye İş Bankası'nın 1979 yılında açtığı yarışmada ikicilik ödülü aldı.

ESERLERİ

Mahmud ile Yezida (1980) adlı oyunuyla 1979 yılında Türkiye İş Bankası’nın açtığı yarışmada ikincilik ödülü aldı.

Osmanlıya Dair Hikayat (1981) adlı şiir kitabıyla 1980 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü’nü Turgay Fişekçi ve Ozan Telli’yle paylaştı.

Sahtiyan adlı şiiri ise 1981 yılında Gösteri Dergisi Şiir Ödülleri birincisi oldu.

Taziye (1982) yine bir oyun kitabıdır. 1984’te sergilenen bu oyun ile Sanat Kurumu tarafından 1984 yılı en iyi tiyatro yazarı seçildi (Mehmet Baydur ile birlikte).

Hedda Gabler Adlı Bir Kadın hikayesiyle 1987 Haldun Taner Öykü Ödülü’nü (Nedim Gürsel’le) aldı.

Oyun kitapları: Geyikler Lanetler (1992), Bir Garip Orhan Veli (1993). Öykülerini Son İstanbul (1995), Cenk Hikayeleri (1986), Kırk Oda(1987), Lal Masallar(1989), Kaf Dağının Önü (1994);

Şiir kitapları: Osmanlıya Dair Hikayat( 1981), Kum Saati (1984), Sahtiyan(1985), Yaz Sinemaları (1989), Eski 45’likler (1989), Mırıldandıklarım (1990), Yaz Geçer (1992), Oda, Poster ve Şeylerin Kaderin (1993), Omayra (1993), Metal (1994), Oyunlar, İntiharlar, Şarkılar (1997), Mürekkep Balığı (1997), Başkalarının Gecesi (1997) kitaplarında topladı.

Çeşitli alanlara dağılmış yirmi yıllık çalışmalarından bir seçmeyi Murathan’95’te bir araya getirdi. Metinleri Metinler Kitabı (1998) adıyla kitaplaştı.

Resim konulu öykülerden bir seçkisi yayınlamdı: Ressamın Sözleşmesi (1997).



__________________
Dünya bir gündür... O da bugündür... Rabbim, dönüş yalnız Sana'dır...

Bugünü düşünürüm, dün geçti yarın var mı?
gençliğime de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı?
azade isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.03.08   #2
SüperModeratör
Points: 8.510, Level: 39
Points: 8.510, Level: 39 Points: 8.510, Level: 39 Points: 8.510, Level: 39
Activity: 28%
Activity: 28% Activity: 28% Activity: 28%
 
azade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart Murathan Mungan'ın Şiirleri

ALACANIM



ah, nerde benim altından avaze sesim!

yankısı bir duvara gömülmüş testide kaldı

avaze sesim!



şimdi başkalarının kalplerinde yankılanan

bir zamanlar içinden geçtiğim aşklardı

feryattan kimseler ölmez, denirken

duvarlardan geçtim

artık kimseyi sevemez aşktan ölmüş yürek, derlerdi

şimdi kulağını dayadığın duvarda inleyen testi

bir zamanlar feryatlarda unuttuğum avaze sesim!



alacânım,

mil yeşili gözlerin

dindirdi gözlerimi

kaç körü birden öldürdün bende

mahsur kaldım, eksik oldum, kapına düştüm

ben yandıkça

ezber ettin ayazın demirini

alacânım,

indi mi göğsüne heves?

hangi duvarın halısında

gördün, bildin, vurdun beni

kaç ormandan geçti

içinde kaybolduğumuz o büyük takip

içimizde bunca gurbet dururken

yol ettik uzaktaki sılayı

şimdi burdayız

kanlar içinde

alacânım

indi mi göğsüne heves?



etimdeki eksik yangın, sindi yüreğim

seyreldi tenim sahtiyan tarih

mahsur kaldım, meçhul oldum, şehit düştüm,

alacânım,

indi mi göğsüne heves?



alacânım,

rahat et ben gölgene ilişeyim

her belanı ben göreyim

yüreğimi ihbar et,

bana bir uçurum ver, gideyim

alacânım,

indi mi göğsüne heves?

biliyorsun adımın kıblesini

bir meşhur hâfızla, meşhur bir şehvet

alacânım,

şuramda sinsi bir sızı

gel öldüğümü farz et

senden gelen her habere

canımdan uçurduğum şahin

pençesinde kaldı bileğim, yazım, harflerim

bir yanım onla uçtu, sende kaldı, ben bittim

alacânım,

indi mi göğsüne heves?



alacânım,

yakılmış bir köyün adıydı adın

görmedi kimse

içinde ben de yandım

o gün bugün kalbimin doğusunda tüten duman

nerede olursan ol göğündeyim kanlı tarih her zaman

Mardin'im, Midyat'ım

ah benim altından avaze sesim

kardeşlerimdi ölen de, öldüren de

aranızdaki duvarda

gömülü kaldım



etimden uçurduğum uçurum

meşhurdum, meçhuldüm, mahsurdum

bir hâfızken eskiden

mecnun kaldım şimdi

aşktan, senden, kendimden

n'olur sevmeden öldürme beni

alacânım,

söyle, indi mi göğsüne heves?





__________________
Dünya bir gündür... O da bugündür... Rabbim, dönüş yalnız Sana'dır...

Bugünü düşünürüm, dün geçti yarın var mı?
gençliğime de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı?
azade isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.03.08   #3
SüperModeratör
Points: 8.510, Level: 39
Points: 8.510, Level: 39 Points: 8.510, Level: 39 Points: 8.510, Level: 39
Activity: 28%
Activity: 28% Activity: 28% Activity: 28%
 
azade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart






__________________
Dünya bir gündür... O da bugündür... Rabbim, dönüş yalnız Sana'dır...

Bugünü düşünürüm, dün geçti yarın var mı?
gençliğime de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı?
azade isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27.03.08   #4
SüperModeratör
Points: 8.510, Level: 39
Points: 8.510, Level: 39 Points: 8.510, Level: 39 Points: 8.510, Level: 39
Activity: 28%
Activity: 28% Activity: 28% Activity: 28%
 
azade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Standart







__________________
Dünya bir gündür... O da bugündür... Rabbim, dönüş yalnız Sana'dır...

Bugünü düşünürüm, dün geçti yarın var mı?
gençliğime de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı?
azade isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28.03.08   #5
Moderatör
Points: 5.282, Level: 30
Points: 5.282, Level: 30 Points: 5.282, Level: 30 Points: 5.282, Level: 30
Activity: 11%
Activity: 11% Activity: 11% Activity: 11%
 
türkmen_kizi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 1.781
Tecrübe Puanı: 10 türkmen_kizi will become famous soon enough
Standart

emegine saglik azade...



türkmen_kizi isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.03.08   #6
Uzman Üye
Points: 2.087, Level: 18
Points: 2.087, Level: 18 Points: 2.087, Level: 18 Points: 2.087, Level: 18
Activity: 10%
Activity: 10% Activity: 10% Activity: 10%
 
huzun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 519
Tecrübe Puanı: 9 huzun is on a distinguished road
Standart

Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen gözükara cesaretimden
Diyorlar:Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum
İçimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı

Murathan Mungan



__________________
ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim ..ibrâhîm gönlümü put sanıp da kıran kim ...
huzun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.03.08   #7
Uzman Üye
Points: 2.087, Level: 18
Points: 2.087, Level: 18 Points: 2.087, Level: 18 Points: 2.087, Level: 18
Activity: 10%
Activity: 10% Activity: 10% Activity: 10%
 
huzun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 519
Tecrübe Puanı: 9 huzun is on a distinguished road
Standart

herkes kendi ateşini başkasının cehenneminde sınar
kendi külünde söner bütün rüzgarlarına yazıldığın akşam

ateş tadında kum tadında kalarak
derinleştirir bazı ayrılıkları zaman

al ağrını git burdan
en uzun eylülü ömrümüzün

uyutmuyor seni ne kömürleşmiş bu gurur
ne göğsündeki kaplan

seçilmiş taş milyonlarca taş arasından
başını vurduğun
çok gençti genç olmak için bile
kendi zamanına muhtaç
kendiyle dargın

daha yolun başında görülüyordu
menzilindeki noksan

ömrünce sızlayacak
kayıplar sarayında ateşte unuttuğun ferman.


Murathan Mungan



__________________
ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim ..ibrâhîm gönlümü put sanıp da kıran kim ...
huzun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.03.08   #8
Uzman Üye
Points: 2.087, Level: 18
Points: 2.087, Level: 18 Points: 2.087, Level: 18 Points: 2.087, Level: 18
Activity: 10%
Activity: 10% Activity: 10% Activity: 10%
 
huzun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 519
Tecrübe Puanı: 9 huzun is on a distinguished road
Standart

kimdi giden, kimdi kalan
aslında giden değil
kalandır terkeden
giden de bu yüzden gitmiştir zaten
aynı kalmıyordu hiçbir şey
değişiyordu her şey kendiliğinden

Murathan Mungan



__________________
ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim ..ibrâhîm gönlümü put sanıp da kıran kim ...
huzun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.03.08   #9
Uzman Üye
Points: 2.087, Level: 18
Points: 2.087, Level: 18 Points: 2.087, Level: 18 Points: 2.087, Level: 18
Activity: 10%
Activity: 10% Activity: 10% Activity: 10%
 
huzun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 519
Tecrübe Puanı: 9 huzun is on a distinguished road
Standart

Bak işde yaklışıyor fırtına
bak yine yükseliyor dalgalar
yollardan sonra
yıllardan sonra
şarkılar söylüyor çocuklar
yollardan yıllardan sonra
yeniden yanyana onlar

ne geçmiş tükendi
ne yarınlar
hayat yeniler bizleri
geçsede yolumuz bozkırlardan
denizlere çıkar yollar

M.M



__________________
ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim ..ibrâhîm gönlümü put sanıp da kıran kim ...
huzun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31.03.08   #10
Uzman Üye
Points: 2.087, Level: 18
Points: 2.087, Level: 18 Points: 2.087, Level: 18 Points: 2.087, Level: 18
Activity: 10%
Activity: 10% Activity: 10% Activity: 10%
 
huzun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 519
Tecrübe Puanı: 9 huzun is on a distinguished road
Standart Yalnız Bir Opera...(MURATHAN MUNGAN)

murathan munganin cok uzun bir siiri arkadaslar..
ama okumaya deger ...
anlam butunlugu kurmak zor oluyor ama baslarsaniz eminim begeneceksiniz

................................




ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim


imrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın ya da kıskandığın diyelim
yani yaşamışlık sandığın
Geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde
durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri
sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.
Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven,
ratsgele bir ilişki
gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp
kök salan ,
benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka
bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana
Bütün kazananlar gibi
Terk ettin


Yaz başıydı gittiğinde. Ardından, senin için üç lirik
parça
yazmaya karar vermiştim.
Kimsesiz bir yazdı. Yoktun.
Kimsesizdim.
Çıkılmış bir yolun ilk durağında bir mevsim bekledim
durdum.
Çünkü ben aşkın bütün çağlarından geliyordum.


Sanırım lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu
yüzündeki kuşkun kedere, gür kirpiklerinin altından
kısık lambalar gibi ışıyan gözlerine
çerçevesine sığmayan
munis, sokulgan, hüzünlü resimlerine
lirik sözcüğü en çok yüzüne yakışıyordu


Yaz başıydı gittiğinde. Sersemletici bir rüzgar gibi
geçmişti
Mayıs.
Seni bir şiire düşündükçe kanat gibi, tüy gibi,
dokunmak gibi
uçucu ve yumuşak şeyler geliyordu aklıma. Önceki
şiirlerimde hiç kullanmadığım bu sözcük usulca
düşüyordu bir kağıt aklığına, belki de
ilk kez giriyordu yazdıklarıma, hayatıma.
Yaz başıydı gittiğinde. Bir aşkın ilk günleriydi daha.
Aşk mıydı,
değil miydi? Bunu o günler kim bilebilirdi? 'Eylül'de
aynı yerde ve
aynı insan olmamı isteyen' notunu buldum kapımda.
Altına saat: 16.00
diye yazmıştın, ve saat 16.04'tü onu bulduğumda.

Daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığını
Aramızda bir düşman gibi duran
Zaman'ı
Daha o gün anlamalıydım
Benim sana erken
Senin bana geç kaldığını


Gittin. Koca bir yaz girdi aramıza. Yaz ve getirdikleri.
Döndüğünde eksik, noksan bir şeyler başlamıştı.
Sanki yaz, birbirimizi görmediğimiz o üç ay, alıp
götürmüştü bir şeyleri hayatımızdan, olmamıştı, eksik
kalmıştı.
Kırılmış bir şeyi onarır gibi başladık yarım kalmış
arkadaşlığımıza.
Adımlarımız tutuk, yüreğimiz
çekingen, körler gibi tutunuyor, dilsizler gibi
bakışıyorduk.
Sanki ufacık birşey olsa birbirimizden kaçacaktık.

Fotoromansız, trüksüz, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti
bizimki.
Zamanla gözlerimiz açıldı, dilimiz çözüldü güvenle
ilerledik birbirimize.

Gittin.şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi
aramıza. Biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de
ben kapıyı açabilirim sana.

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki
enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık
dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Yıkıntılar arasında yakınlarını arayan öksüz savaş
çocukları
gibiyiz. Umut ve korkunun hiçbir anlam taşımadığı bir
dünyada bir
şey bulduğunda neyi, ne yapacağını bilemeyen
çocuklar gibi.
Artık hiçbir duygusunu anlamayan çocuklar gibi
Ve elbet biz de bu aşkla büyüyecek
Her şeyi bir başka aşka erteleyeceğiz

kış başlıyor sevgilim
hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor
bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan
oysa yapacak ne çok şey vardı
ve ne kadar az zaman
kış başlıyor sevgilim
iyi bak kendine
gözlerindeki usul şefkati
teslim etme kimseye, hiçbir şeye
upuzun bir kış başlıyor sevgilim
ayrılığımızın kışı başlıyor
Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime.



Kitaplara sarılmak, dostlarla konuşmak, yazıya oturup
sonu
gelmeyen cümleler kurmak, camdan dışarı bakıp
puslu şarkılar mırıldanmak...

Böyle zamanlarda her şey birbirinin yerini alır
çünkü her şey bir o kadar anlamsızdır
içinizdeki ıssızlığı doldurmaz hiçbir oyun
para etmez kendinizi avutmak için bulduğunuz
numaralar
Bir aşkı yaşatan ayrıntıları nereye saklayacağınızı
bilemezsiniz çıplak bir yara gibi sızlar paylaştığınız anlar, eşyalar
gözünüzün önünde durur birlikte yarattığınız
alışkanlıklar
korkarsınız sözcüklerden, sessizlikten de;
bakamazsınız aynalara,
çağrışımlarla ödeşemezsiniz
dışarıda hayat düşmandır size
içeride odalara sığamazken siz, kendiniz
Bir ayrılığın ilk günleridir daha
Her şey asılı kalmıştır bitkisel bir yalnızlıkla


Gün boyu hiçbir şey yapmadan oturup
kulak verdiğiniz saatin tiktakları
kaplar tekin olmayan göğünüzü
geçici bir dinginlik, düzmece bir erinç
suyu boşalmış bir havuz, fişten çekilmiş bir alet kadar
tehlikesiz
bakınıp dururken duvarlara
boş bir çuval gibi, çalmayan bir org gibi, plastik bir
çiçek, unutulmuş bir oyuncak, eski bir çerçeve gibi,
hani, unutsam eşyanın gürültüsünü, nesnelerin
dünyasında kendime bir yer bulsam, dediğimiz
zamanlar gibi
kendimizin içinden yeni bir kendimiz çıkarmaya
zorlandığımız anlar
gibi
yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutukluluk haline, bir
trafik
kazasına, başımıza gelmiş bir felakete, işkenceye
çekilmeye, ameliyata
alınmaya
kendimizi hazırlar gibi
yani dayanmak ve katlanmak için silkelerken bütün
benliğimizi
ama öyle sessiz baktığımız duvarlar gibi olmaya
çalışırken,
ve kazanmış görünürken derinliğimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanır bağışlamasız
belleğimizde
bir anın, yalnızca bir anın bütün bir hayatı kapladığı
anlar
o tiktaklar kadar önemsiz kalır şimdi
hayatımıza verdiğimiz bütün anlamlar


denemeseniz de, bilirsiniz
hiç yakın olmamışsınızdır intihara bu kadar



Bana Zamandan söz ediyorlar
Gelip size Zamandan söz ederler
Yaraları nasıl sardığından, ya da her şeye nasıl iyi
geldiğinden. Zamanla ilgili bütün atasözleri gündeme
gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise
yaramadığını bildiğiniz gibi. Dahası onlar da bilirler.
Ama yine de güç verir bazı sözler, sözcükler,
öyle düşünürler.
Bittiğine kendini inandırmak, ayrılığın gerçeğine
katlanmak, sırtınızdaki hançeri çıkartmak, yüreğinizin
unuttuğunuz yerleriyle yeniden
karşılaşmak kolay değildir elbet. Kolay değildir
bunlarla baş etmek,
uğruna içinizi öldürmek. Zaman alır.
Zaman Alır sizden bunların yükünü
O boşluk dolar elbet, yaralar kabuk bağlar, sızılar
diner, acılar
dibe çöker. Hayatta sevinilecek şeyler yeniden fark
edilir. Bir
yerlerden
bulunup yeni mutluluklar edinilir.
O boşluk doldu sanırsınız
Oysa o boşluğu dolduran eksilmenizdir


gün gelir bir gün
başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir
ilişkide
o eski ağrı
ansızın geri teper.
Dilerim geri teper. Yoksa gerçekten
Bitmişsinizdir.

Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır,
çoğalır, anlamları
önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın
şey, çok sonra değerini
kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.

Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Herşeye iyi gelen Zaman sizi kanatır


ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
günlerin dökümünü yap
benim senden, senin benden habersiz alıp
verdiklerini
kim bilebilir ikimizden başka?
sözcüklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmış
bir ilişkiyi, duyguların birliğini, bir aşkı beraberlik
haline getiren
kendiliğindenliği
yani günlerimiz aydınlıkken kaçırdığımız her şeyi
bir düşün
emek ve aşkla güzelleştirilmiş bir dünya
şimdi ağır ağır batıyor ve yokluğa karışıyor orada
ölmüş saadeti karşılaştır yaşayan mutsuzlukla
Bunlar da bir ise yaramadıysa
Demek yangında kurtarılacak hiçbir şey kalmamış
aramızda


Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
solgun yollardan geçtim. Bakışımlı mevsimlerden
ikindi yağmurlarını bekleyen
yaz sonu hüzünlerinden
gün günden puslu pencerelere benzeyen gözlerim
geçti her çağın bitki örtüsünden
oysa şimdi içimin yıkanmış taşlığından
bakarken dünyaya
yangınlarda bayındır kentler gibiyim:
çiçek adlarını ezberlemekten geldim
eski şarkıları, sarhoşların ve suçluların
unuttuklarını hatırlamaktan

uzak uzak yolları tarif etmekten
haydutluktan ve melankoliden
giderken ya da dönerken atlanan eşiklerden
Duyarlığın gece mekteplerinden geldim
Bütünlemeli çocuklarla geçti
gençliğimin rüzgara verdiğim yılları
dokunmaların ve içdökmelerin vaktinden geldim.

Bu şiire başladığımda nerde,
şimdi nerdeyim?
yaram vardı. bir de sözcükler
sonra vaat edilmiş topraklar gibi
sayfalar ve günler
ışık istiyordu yalnızlığım
Kötülükler imparatorluğunda bir tek şiir yazmayı
biliyordum
İlerledikçe... Kaybolup gittin bu şiirin derinliklerinde
Aşk ve Acı usul usul eriyen bir kandil gibi söndü
daha şiir bitmeden. Karardı dizeler.
Aşk... Bitti. Soldu şiir.
Büyük bir şaşkınlık kaldı o fırtınalı günlerden



Daha önce de başka şiirlerde konaklamıştım
Ağır sınavlar vermiştim değişen ruh iklimlerinde
Aşk yalnız bir operadır, biliyordum: Operada bir gece
uyudum, hiç uyanmadım.

barbarların seyrettiği trapezlerden geçtim
her adımda boynumdan bir fular düşüyordu
el kadar gökyüzü mendil kadar ufuk
birlikte çıkılan yolların yazgısıdır:
eksiliyorduk
mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
her otelde biraz eksilip, biraz artarak
yani çoğalarak
tahvil ve senetlerini intiharla değiştirenlerin
birahaneler ve bankalar üzerine kurulu hayatlarında
ağır ve acı tanıklıklardan
geçerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra tımarhanelerde tımar edilen ruhum
maskeler ve çiçekler biriktiriyordu
linç edilerek öldürülenlerin hayat hikayelerini de...
korsan yazıları, kara şiirleri, gizli kitapları
ve açık hayatları seviyordu.
Buraya gelirken
uzun uzak yollar için her menzilde at değiştirdim
atlarla birlikte terledim yolları ve geceleri
ödünç almadım hiç kimseden hiçbir şeyi
çıplak ve sahici yaşayıp çıplak ve sahici ölmek için
panayır yerleri... panayır yerleri...
ölü kelebekler... ölü kelebekler...
sonra dünyanın bütün sinemalarında bütün filmleri
seyrettim.
Adım onların adının yanına yazılmasın diye
acı çekecek yerlerimi yok etmeden
acıyla baş etmeyi öğrendim.
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?

ipek yollarında kuzey yıldızı
aşkın kuzey yıldızı
sanırsın durduğun yerde
ya da yol üstündedir
oysa çocukluktan kalma gökyüzünde hileli zar
ölü yanardağlar, ölü yıldızlar
ve toy yaşın bilmediği hesap: ışık hızı

Aşkın bir yolu vardır
Her yaşta başka türlü geçilen
Aşkın bir yolu vardır
Her yaşta biraz gecikilen
gökyüzünde yalnız bir yıldız arar gözler
gözlerim
aşkın kuzey yıldızıdır bu
yazları daha iyi görülen
Ben, öteki, bir diğeri ona doğru ilerler
ilerlerim
zamanla anlarsın bu bir yanılsama
ölü şairlerin imgelerinden kalma
Sen de değilsin. O da değil
Kuzey yıldızı daha uzakta
yeniden yollara düşerler
düşerim
bir şiir yaşatır her şeyi yaşamın anlamı solduğunda
ben yoluma devam ederim. Bitmemiş bir şiirin
ortasında
Darmadağınık imgeler, sözcükler ve kafiyeler
yaşamsa yerli yerinde
yerli yerinde her şey

şimdi her şey doludizgin ve çoğul
şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi
şimdi her şey yeniden
yüreğim, o eski aşk kalesi
yepyeni bir mazi yarattı sözüklerin gücünden


Dönüp ardıma bakıyorum
Yoksun sen
Ey sanat! Her şeyi hayata dönüştüren .



__________________
ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim ..ibrâhîm gönlümü put sanıp da kıran kim ...
huzun isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:48 .


Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.


| Magazin | Oyun | Abdera | SiberDost.com | Forum |


Inactive Reminders By Icora Web Design

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226