![]() |
|
|
#11 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
"- Kurtulmuş demek bazıları?
Tufan'dan bir teki bile kurtulmamalıydı oysa!" Ninip (Ninurta) açtı ağzını, Kahraman Bel(Enlil)'e seslendi: " - EA'dan başka kim yapabilir ki bunu? Herşeyi bilen bir o!" EA açtı ağzını, Seslendi kahraman Bel (Enlil)'e: -" Sen,tüm tanrıların en akıllısı, en kahramanı! Nasıl düşüncesizce yol açtın Tufan'a? Günahı olana yükle günahını! Suçu olana suçunu yükle ! Fakat yokolmadan hepsi, serbest bırak kurtulanları! Çek elini yokolmadan hepsi! Niye Tufan yaptın ki? (Am-ma-ki taş-ku-nu a-bu-bi) Gönderseydin bir aslan, azaltırdı insan sayısını, Niye Tufan yaptın ki? Gönderseydin bir panter azaltırdı insan sayısını, Niye Tufan yaptın ki? Gönderseydin bir açlık kırıp geçirirdi ülkeyi! Niye Tufan yaptın ki? Gönderseydin bir salgın siler süpürürdü ülkeyi! Bana gelince, ulu tanrıların kararını ifşa etmedim ben, Ey bilgeler bilgesi, Ben sadece bir düş gönderdim Utna-Piştim'e, Anladı o da böylece ulu tanrıların kararlarını !" Enlil (Bel) gelip çıktı gemiye, Elimi tutu ve kaldırdı beni havaya, Karımı çıkarttı sonra, getirip diz çökertti yanıma, Dokundu alınlarımıza, Tam ortamızda duruyordu ayakta, Kutsadı bizi şu sözlerle sonra: -"Eskiden Utnapiştim bir insandı, şimdi Utnapiştim ve karısı,bizlere,tanrılara benzeyecekler, Utnapiştim çok uzaklarda,nehirlerin ağzındaki topraklara yerleşecek, yaşayacak artık orada!" Ve getirdiler Tanrılar beni bu uzaklara, yerleştirdiler nehirlerin ağzına. |
|
|
|
|
|
#12 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Sümer İlahilerinde . .
(Kolon III) Tanrılar Toplantısında Nintu ağlayıp sızlanıyordu, İnliyordu doğuran kadınlar gibi. Parlak İştar(İnanna) dualar okuyordu yarattıklarına. EA-Enki düşüncedeydi kendi kendine. Anu, Enlil, Ea ve Ninhurşag Yer’in ve Göğ’ün tanrıları Tekbir getiriyorlardı Anu ve Enlil adına Ziusuddu(Nuh), Şuruppak’ın Rahibi, kıralı, eğiliyordu acıyla yerlere, tapınıyordu. Hazırdı her an uymaya Tanrıların emrine. Daha önce hiç görmediği bir rüya girdi Ziusuddu'nun düşüne, Açıklanıyordu Yer’in ve Göğ’ün yargıları. (Kolon IV) Ziusuddu işitti yanıbaşında duran EA'nın sesini ; "Solumda, duvarın orada dur, Ey duvar, sana, senin için bir lafım var. Önem ver sözlerime. Bir Tufan olacak emrimiz üzre, Silip süpürecek Tufan tapınakları, kurutacak insanın tohumunu, Karar böyle, Tanrılar Toplantısı’nın kararı bu. An ve Enlil'in arzusuyla… ..kırallığı, sona erdirilecek kanunları. |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Güçlü kasırgalar esti birlikte,
bir olup saldırdılar, kapladı Tufan aynı anda tüm Tapınakları. Başladı kasıp kavurmaya Tufan. 6 gün, 6 gece boyunca, kapladığında Tufan her yanı, Azgın sular üzerinde yüzdürüyordu Yarış Gemisini (?)Tufan. Şamaş göründü, ışıklarıyla Yer’i ve Göğ’ü aydınlatan. Ziusuddu açtı penceresini (Yarış?) Gemisinin, Şamaş'ın ışıkları girdi Gemiye, Ziusuddu, kıral, eğildi Şamaş'ın önünde, Kurban etti bir ineği ona kıral Ziusuddu, bir kuzu kurban etti ona. KOLON VI Ziusuddu onlara tapsın diye, Gök (Anu) tarafından Yer (Enlil) tarafından lanet vardı, ceza vardı ortada. Ey Anu, Ey Enlil, Göğ’ün hükmü, Yer’in hükmü tarafından lanet vardı, ceza vardı ortada, Ziusuddu yanınızda yer alsın, size tapsın diye lanet vardı, ceza vardı ortada. Toprağın kaderi NIG-GIL-MA, kader olmuştu Ziusuddu'ya. An ile Enlil'in, 'göğün soluğu', 'yerin soluğu' yayıldı her yana. Bitkiler boy attılar toprakta. Kıral Ziusudra, kapandı An ve Enlil'in önünde yerlere, An ile Enlil bastılar bağırlarına Ziusudra'yı. An ile Enlil Tanrı yaşamı gibi bir yaşam verdiler ona. An ile Enlil,tanrı yaşamı gibi sonsuz bir yaşam bahşettiler ona. Ziusudra,kıral, böylece NIG-GIL-MA adını aldı, Adı da oldu "bitkiler ve insanlığın tohumu". |
|
|
|
|
|
#14 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
TUFAN KAVRAMLARI . .
Gök-Anu tanrının “Tufan’ı hiç unutmayacağı” üzerine verdiği söz, günümüzden beş bin yıl kadar önce tabletlere kaydedilmeye başlanmıştı. Enki’nin gizlice ve mırıldanarak Sümer tanrılarının aldıkları Tufan kararını açıkladığı Şuruppak duvarı, günümüzde Yahudilerin hala kaderlerine ağladıkları Ağlama Duvarı olmalı. İnsanlığı böylesine derinden etkilemiş bir konuyu, yanlışlar yapma pahasına ele almak gerekiyordu. Geçmiş insan tarihinin dehlizleri içinde düşe-kalka ve fakat insanbilim ibrişimlerini takip ederek 5-6 bin yılı anlamak, doğrudan doğruya, dinsel saflaşmayla belirmeye başlayan şu andaki dünya durumunu da anlamaya çalışmak demektir. Eski tarih aktarım biçimi kabul edilmesi gereken sözlü Sümer ilahileri, doğal olarak, yazının henüz yaratılmamış ve kullanılmıyor olduğu dönemlerde de vardı. Kuran’ın ezber-hatmi nasıl mümkün ise, şarkılar biçimli Sümer ilahileri de nesilden nesile öyle aktarılıyordu. Yazının kullanımıyla birlikte, eski ilahiler de önce taşlara ve giderek kil tabletlere kaydedilmeye başlanmış olmalıdır; fakat anımsandığı biçim ve içerikle! Eski Sümer yazılarını değerlendirirken, hemen başlangıçta iki önemli noktayla karşılaşırız: Önce, taş ve kil tabletlere kazılmış kavramların, başlangıçtaki anlamlarının değişmiş olma olasılığı. Toplumsal gelişmeye bağlı doğal bir olgu olarak bir çok kavramın anlam değiştirme süreci geçirebileceğini biliyoruz. Tablet yazıcılar kavram söylenişini muhafaza etmiş olsalar bile anlam kaymasını önleyemezlerdi; yazıcılar, ister istemez, kavramı, yaşadıkları çağda tanıdıkları yeni anlamıyla aktarıyorlardı. Öte yandan, özellikle yazının ilk gelişme dönemlerinde, yazı sistemlerinin oturması sürecinde, birbirinden kopye edilerek yenilerin yazılması sırasında, eski kavramların her seferinde başlangıçtaki şekilde okunamamış olması da ciddi bir olasılıktır. Ölçüm ve değer birimlerinin değişme süreci geçirmesinin, Sümer Kıraliyet Listesinde tarih ve rakamların farklı şekillerde okunması sonucunu doğurduğunu kesin olarak söyleyebiliriz. Yeri geldiğinde “3 ay, 1/2 gün’ diye not düşen dikkatli tablet yazarları, yine de, eski rakamları on binlerce, yüz binlerce yıl olarak okumaktan kurtulamazlar. Ayrıca biliyoruz ki, her farklı toplum birimin kendine has değer ölçüleri vardı; farklı topluluk yazıcılarının bunları dönüştürme işlemini nasıl yapmış olduklarını bilemiyoruz. Tamamen şekillerden oluşan fikir-yazıdan, heceli alfabeye doğru geçiş; kelime veya hece ifade eden şekil-desenlerin farklı dillerdeki ses değerinin değişik olması; aynı dönemlerde farklı birimlerce yazının sağdan sola doğru veya tersi bir sistemle yazılıp okunması; bir dilden ötekine aktarımda ses veya anlam tercümesine başvurulduğunda karşılaşılan zorluklar, eski toplum yazıcılarının ciddi bir sorunu idi. Sesdeğersel alfabetik dönüştürme, trancription, farklı dildeki bir kelimenin bir başka dilde yazımı, bugünkü dünyamızın bile üstesinden henüz gelemediği zorluklar taşır. |
|
|
|
|
|
#15 |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Eski yazıcılar, En-ki’nin 40 ismi ve 15 sıfatı bulunduğunu yazmışlardı. Aynı tanrı ad yazımları bile bazan farklı ses değerleriyle ifade ediliyordu ki; eski Sümer sözcüklerinin tersten veya farklı ses değerleriyle okunarak kalıcı hale gelen sözcüklere de sahibiz. Örneğin Sümer (Ş)uruppak yerleşimi günümüzde Fara; Nippur ise Niffer olarak biliniyor. O halde, Sümerologların (p) olarak okuduklarını Semitler (f) olarak ; Fara’da ise üstelik hecesel bakımdan sağdan sola doğru okuyorlardı. Eski Yunan Platon’u da Arap dünyasında aynı nedenle Eflatun halini almıştır. Burada, Sümerologlarımızın yanlış okuma olasılığını da gözden uzak tutmamak gerekir.
Bazı eski yazı sistemlerinde sadece sessiz harfler nakşedilerek, sesli harflerin kullanımı okuyucuya bırakılıyordu. Örneğin RK olarak yazılmış kelimeyi, ErEk, UrUk veya Arak, hatta (L)ArAk olarak okumak okuyucunun bilgi ve becerisine bağlıdır. Yazıldığı sırada, günlük kullanım seslerini herkes bildiği için sorun oluşturmayan bu durumun zamanla ciddi okunma güçlükleri çıkarması kaçınılmazdı. Sümerologların Uruk veya Larak olarak okudukları RK yazımı Eski ahitte, şimdiki yazıya Erek sesleriyle aktarılmaktadır ki, bunun şimdiki IrAk olduğunu biliyoruz. Bay Schmokel, kitabında, bir yerde Sümerce ‘Etemen-enki’ sözcüğünü ‘Enki’nin Sarayı’ olarak okuyup çevirmişti; kitabının bir başka bölümde ise “Enlil’in sarayı”nı ‘ Nemetti-enlil’ olarak okumuştur. Burada bay Schmokel, Sümer saray sözcüğünü , hecesel olarak bir kez sağdan başlayarak, bir de soldan başlayarak okumakta; her seferinde aynı ‘saray’ anlamını bulmakta; fakat her seferinde de farklı bir sözcük kullanmaktadır. Bay Schmokel farketmemiş olsa da, bu, eski tabletlerde kelimelerin, bazan nasıl yazılmış ve okunmuş olduklarını gösteriyor. Bütün bunlar, eski yazıtları anlamaya yönelik okuma çalışmasının güçlüklerini kısmen ifade ederler. Sümer’de İnanna olan Babil’in İştar’ı tarafından ‘seçildiği’ kendisine vahyedilen Assubanipal-I de, yazıcılar tanrısı Nebo'nun bilge düzenlemesiyle yazılmış eski şekil yazıları yeni yazıya nasıl dönüştürdüğünü; kopya yazıların doğruluğunu nasıl araştırdığını; karşılaştırmalı doğrulamayı nasıl yaptığını ve bu yetkinliğe erişebilmek için nasıl ciddi bir eğitimden geçmiş olduğunu şöyle anlatmıştı: “Tablet üzerine yazma sanatının tüm sırlarını ve özelliklerini öğrendim. Yerin ve göğün halinin nasıl yorumlanacağını biliyorum. Bilginlerin toplantılarında tartışıyorum. Çarpma ve bölmede en karışık, zor meseleleri bile çözebilecek çaptayım. Tufan döneminden kalan tamamıyla anlaşılmaz bir taş çizimine şöyle bir göz atmam veya Sümer-Akad dönemlerinin çözülmesi çok zor yazılarını bir okumam yeter. ” Günümüzde Fıransızca OTAN kelimesi, İngilizcede NATO olarak yazılıyor; her iki kelime de aynı olguyu farklı ses değerleri ile anlatmaktadır. Değişik dil veya lehçelere sahip eski toplumlarda da benzer durumlar varolmuş olmalıdır. Yahudi Tapınak görevlileri eskiden, yazıtları anlayamadıkları zaman, onları ters yönden okumaya; kelime köklerini bulmaya ve okuma zorluklarını aşmaya çalışırlarmış; bu herhalde yukardaki durumdan ötürü başvurulan bir yoldu. Babil metinlerinde, Hammurabi yasalarının önsöz ve sonsözünde, Sümerlerde adına rastlamadığımız, Marduk okunuşlu bir tanrıyla karşılaşırız. Üstelik Marduk, Babil için, sıradan bir tanrı değil, Sümer Yaratılış’ında yer almış, hatta bir bakıma asıl yaratıcı tanrıdır; EA-Enki’nin büyük oğludur ve EA, tüm ‘karabaşlar’ üzerindeki Enlil’liğe Marduk’u tayin etmiş; “igigi”ler, büyük tanrılar arasında Marduk’u yüceltmişti. Böylesine önemli bir Babil tanrısının kutsal kitaplara ve eski Sümer tabletlerine bir şekilde yansımış olması gerekliydi ama, Marduk yazımlı bir tanrıya, ne Sümer tabletlerinde , ne de Eski Ahit’te rastlarız; bunun bulunması gerekliydi. |
|
|
|
|
|
#16 | ||||||||||||||
|
Banned
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 6.085
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
görkem bu tarih beni çok yordu yaşlandıgımı hissediorum birazda gelecekten hbrler versene
|
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#17 | |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Alıntı:
Peki Elifce , pek müneccim yönüm yok ama bir deneyeyim bakalım oalcakmı ? İlgin için teşekkür ederim ![]() |
|
|
|
|
|
|
#18 | ||||||||||||||
|
Banned
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 6.085
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
çok rica ederim bide büyük büyük yazıosun ya bayılıorum işte okumayı kolaylaştırıyo gerçi sen işini biliosun belli
küçük harfde daha uzun görünüo kimse okumaz hesabı ![]() |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
|
|
#19 | |
|
Banned
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 159
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
Alıntı:
![]() |
|
|
|
|
|
|
#20 | ||||||||||||||
|
Banned
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 6.085
Tecrübe Puanı: 0
![]() |
ii yapıosun dier arkadaslarada duyrulur :P uzun konularını hep böle yazsınlar yoksa okumam
![]() |
||||||||||||||
|
|
|
||||||||||||||
![]() |
| Seçenekler | |
|
|